Ankiranın Ustaları Yazdır E-posta

YENİAY Kardeşler

Gelelim Halil ve Yusuf Yeniay kardeşlere. Küçük kardeş Yusuf Usta Türkiye'nin en tanınmış ve efsaneleşmiş ustasıdır desek yanlış olmaz. Bağlama yapmaya ağabeyi Halil Yeniay'ın yanında başlamıştır. Zarif işçiliği, dengeli ve o güne kadar hiç karşılaşılmamış olan üstün sesli bağlamalarıyla bir anda tüm dikkatleri üzerine çekmeyi başarmıştır. O güne değin hayli bombeli takılan göğsü ilk defa daha düz takan Yusuf Usta, kendisine has bir tekne formu da geliştirerek parlamış ve alanında çıtayı bir anda çok yükseklere taşımıştır. Bir Yusuf Usta sazının değişmez özellikleri, teknede dut, sapta sarı gürgen ve göğüste köknar ağacıdır. Usta üstün sezgileri sayesinde bu üç parçanın , kendi deyimiyle ‘ birbirini sevmesini' başarmıştır. Ünü yurdun dört bir yanına yayılan Usta aslen iyi de saz çalardı. Zülfü Livaneli, Ankara'da geçirdiği gençlik yıllarında kendisine sıkça gidip geldiğini ve özellikle bağlama düzeni saz çalmayı Yusuf Usta'dan görüp, öğrendiğini belirtmiştir. Livaneli, Usta ile olan hoş  bir anısını şöyle anlatır: "Benim tam adım Ömer Zülfü Livaneli'dir. Usta'ya ilk gidişimde kendimi böyle tanıttım. Yusuf Usta önceleri bana biraz mesafeli davrandı. Sonra, anladım ki adımdaki Ömer'den kaynaklanıyormuş bu."

Yusuf Usta, çok ehli keyif çalışır, herkese saz yapmaz, yaptığına da piyasanın birkaç katı fiyata yapardı. Özellikle tesviye ve göğüs takmadaki ustalığı pek meşhurdu. Atölyesi dönemin bir çok usta saz icracılarının da uğrak yeriydi . Birçok bağlama ustası gibi saza, söze ve deme düşkün olan Usta'nın atölyesi her akşam bir muhabbete sahne olurdu. Bu muhabbetlerde bir çok ilginç ve komik olay meydana gelmiştir. Değerli bağlama yapımcılarından İsmail Görer'in naklettiği bir anekdot şöyledir.

 “Bir akşam Yusuf'un atölyesine gittim. Duvarda kendisinin Neşet Ertaş'a yaptığı bir saz asılı idi. Yusuf bana sazı işaret etti. Saza baktığımda teknenin sapa yakın kısmında, göğüs ile teknenin birleştiği köşede birtakım diş izleri gördüm. Yusuf söylenerek, Neşet Ertaş'ın sazı çok beğendiğini ve çalarken zevke gelip, ıssırdığını söyledi.”

Yusuf Yeniay.
(İsmail Görer albümünden alınmıştır. )

Neşet Ertaş'ın özellikle Yusuf Usta'ya saz yaptırmasının sebebi uzun ve geniş tınlayan  ‘düz göğüslü' bir saz aramasıdır. Yusuf Usta'nın ağabeyi Halil Yeniay'ın anlattığına göre Ertaş önce Hüseyin Koluman'a (Tavşancı Usta) gider ve düz göğüslü bir saz yapmasını ister ancak Koluman “ ben yapamam, Yusuf yapsın” diyerek Ertaş'ı, Yusuf Usta'ya yönlendirir. O sıralar Koluman ve Yusuf Usta aynı atölyede ortak çalışmaktadırlar. Yusuf Usta da Ertaş'a düz göğüslü bir saz yapar. Ertaş sadece Yusuf Usta'ya değil, ağabeyi Halil Usta'ya da düz göğüslü sazlar yaptırmıştır. Çünkü bu iki usta ile birlikte bağlamadaki göğüs bombesi günümüzdekine yakın bir hal almıştır. Gene Halil Yeniay'ın anlattığı kadarıyla, Ertaş, Halil Usta'ya bir saz yaptırır fakat henüz haftası dolmadan sazı telleri sökülmüş bir biçimde geri getirir. Halil Usta saza bakar ve sazın göğsünün dümdüz olduğunu görür. Ertaş, sazın göğsüne ütü basmak suretiyle göğsünü iyice düzlemiştir. Ertaş şöyle der. 'Usta benim bunu gonüm çekmedi.'

 

Yusuf Ustaya ait arma
Yusuf Usta yapımı bir divan

 Halil Usta, kardeşi Yusuf Ustayı da bu mesleğe kazandıran, Yusuf Usta kadar adı duyulmuş bir ustadır. Hayatının bir döneminde özel sektörde işçi olarak çalışan ve oradan emekli olan Halil Usta daha sonra tamamen bağlama yapmakla uğraşmıştır. Kardeşi Yusuf Usta'nın aksine zaman zaman yaprak tekne de çalışmış ve onun gibi kendisine has bir tekne formu geliştirmiştir. Bugün yaygın bir şekilde bağlama sapı olarak kullanılan akgürgen ağacının yapımcılara tanıtılması Halil Usta sayesindedir. O da kardeşi Yusuf Usta gibi göğüste çoğunlukla köknarı tercih etmiş , ancak son dönemlerde farklı bazı Afrika kökenli ağaçları da denemiştir. Gomalak cilanın en yaygın olduğu dönemde verniği ilk defa kullanan da yine Halil Usta'dır. Sap ucundaki kendisine has arması ve özel tekne formu sayesinde sazları hemen kendisini belli eden Halil Usta, asla herhangi bir çırak yada kalfa ile çalışmamış, buna rağmen müthiş bir disiplin, çalışkanlık ve üretkenlik örneği göstererek sayısı binlerle ifade edilen sazlar üretmiştir. Öyle ki dönemin ileri gelen icracılarının yanı sıra, devlet kurumları, üniversiteler hep Halil Usta'ya saz yaptırmışlar ve bugün de hala bu sazları çalmaktadırlar.

Halil Yeniay

 Halil ve Yusuf Yeniay kardeşler ayrı ayrı bağlamanın gelişimine büyük katkılar sağlamışlardır. Onların dönemine kadar yapılan bağlamalarda işçilik unsurları öne çıkarılır ve bağlamaların genel ses özellikleri belli bir düzeyin üstüne çıkamazdı. Bunun en büyük sebebi göğsün çok bombeli ve özensiz takılmasıydı. Bu durum bağlamaların eskilerin deyimiyle çok ‘kancık sesli' olmasına sebep oluyordu. Yeniay Kardeşler teknede form unsurunun sadece görsel ve estetik işlevi olmayıp, sesin oluşumunda da çok büyük katkıya sahip olduğunu sezerek konunun üzerinde çok çalıştılar. Onlarla birlikte göğüs tahtası ile tekne formu arasındaki ilişkinin önemi daha iyi anlaşıldı. Halil Usta'yı 2009 yılında ebediyete uğurladık.

Halil Yeniay yapımı bir divan.
 (ODTU THBT koleksiyonundan.)


B

İşçilik denince…

 Zeki Yıldırım üst düzey işçiliği ile nam salmış bir usta idi. Aslen mandolin ustası olan Zeki Usta , bir dönem Ankara'da çalıştı fakat burada mandoline rağbet göremediği için İzmir'e gitti. İzmir'de bir müddet çalıştıktan sonra geri Ankara'ya döndü. Zeki Usta aynı zamanda çok iyi bir yaprak tekne ustası idi.


Zeki Yıldırım'a ait arma.



 

 
 

 
 
 

sazadair © 2006

tasarım:enisali