GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE TÜRK LÜTİYELERİ Yazdır E-posta

Etem Ruhi Üngör

55 yıllık aktif musiki hayatımda başlıca iki konu üzerine yoğunlaştım: Bibliyografya ve Organoloji. Bunlardan Organoloji yani çalgı bilim; bu Kongrenin konusuna girmektedir. Bu Organoloji çalışmalarımda önce, bütün Türkiye'yi 12 yıl zaman içinde 20.796 Km. + 930 Mil kat ederek Türk Halk çalgılarım inceledim ve derlediğim çalgıları koleksiyonuma kattım. 1977'de tamamlanan Türk çalgıları koleksiyonum bugün 600 parçaya ulaşmıştır.

Bu konuda diğer çalışmalarım; dış ülkelerdeki çalgı müzelerini bizzat görmek veya kataloglarını ve çalgı kitaplarını incelemek olmuştur. Böylece şu hükme varmış bulunuyorum.

"Türk çalgıları dünyanın en zengin çeşitliliğine   haizdir."

Bu sonuçtan organoloji aleminin maalesef haberi yoktur. O kadar ki dünya çalgı kitaplarının çoğunda Türk çalgılarından en küçük bahis bile olmadığı gibi dünyanın en zengin çalgı müzesi olan Brüksel çalgı müzesinde dahi bir tek Türk çalgısı yoktur (1).

 

Çalgıları zengin olan bir milletin elbette ki Lütiyeleri de o nispette fazla olacaktır. Ancak, maalesef bu durum bugün aydınlığa kavuşturulamamıştır. Biz Türklerin maalesef, yapmak kadar yazmak adetimiz yoktur. Yani yaptıklarımızı hiç yazmamışızdır.İşte bu duruma göre Türk çalgılarım ancak Osmanlı öncesi Selçuklu devrinden tanımaktayız. Bugün elimizde Selçuklu devrinden (XIII. yy.) kalma Tunç'tan yapılma bir çift KÖS bulunmaktadır (2). Ki bu Kös'ü yapan Lütiye bilinmemektedir. Elimizdeki yazılı kaynaklardan Abdülkadir Meragi (1360-1435)'den itibaren çalgı isimleri ve kısa açıklamalarına rastlanmaktadır. Daha sonda Şükrullah (1388-1470), Hızır Ağa (? - 1760?), Hünername (XVI. yy.) ve Evliya Çelebi (1611-1683)'de çalgı konulanına rastlanmakta ise de bunların hiç birinde Lütiyelerden bahis yoktur (3).

Ne yazık ki bugüne kadar Türk musikisinde Lütiyeler konuşu ciddi olarak ele alınmamıştır. Ve ilk defa eldeki sınırlı bilgiler ışığında bu konu bu kongrede ele alınmaktadır. Geride bıraktığımız XX. yy.' in ilk çeyreğine kadar Türkiye' de Lütiyelik ".usta-Çırak" öğretim yolu ile süregelmiştir. Ancak, Cumhuriyet'ten (1923) itibaren açılmaya başlanan Konservatuarlarda ve bazı sanat okullarında Lütiye yetiştirilmeye başlanmıştır. Şu an Türkiye' de hem eski gelenek olan Usta-Çırak öğrenimi ve hem de okul öğrenimi ile Lütiye yetişmektedir.

Bu tebliğimde sunacağım Lütiye biyografilerinde geçmişten günümüze, Lütiye çalışmalarının şu üç şekli görülmektedir : 

a) Çalgının tamamı Lütiyenin elinden çıkmaktadır. 

b) Çalgının bir kısmı bizzat Lütiye tarafından yapılmakta ve bazı parçaları da başka ustalara yaptırılmaktadır.

c) Bir firma, çeşitli ve bilinmeyen (zamanla da değişebilen) ustalara yaptırılan çalgılar o firmanın etiketi ile satışa sunulmaktadır ki bunlar genellikle "sıra işi" tabir edilen çalgılar olmaktadır.

 

Çalgı yapımında standardizasyon, değil bizde, başka ülkelerde dahi tam anlamı ile uygulanmamıştır. Dünyanın en yaygın çalgı sı olan Kemanda dahi Lütiyeden Lütiyeyemilimetrik de olsa farklılıklar görülmektedir. Çalgı yapımında birinci amaç iyi ses elde etme olduğuna göre Lütiye elbette ki onu arayışta az da olsa bazı farklılıklara yönelecektir. Batı musikisi eğitimi üzerine kurulan ve bu çok eski kuruluş geçmişine dayanan Ankara Devlet Konservatuarı'nda kuruluş yıllarından (1936) hemen sonda batı musikisi çalgıları tamir ve yapım Lütiye.bölümü de faaliyete geçmiştir. Bundan çok yıllar sonda kurulan İTÜ "Türk Musikisi Konservatuarı"nda yine kuruluş yıllarından itibaren bir çalgı yapım bölümü faaliyete geçirilmiştir. Buradan yetişenlerden bilhassa Türk çalgıları Lütiyeleri piyasadaki Lütiyelerin seviyesine henüz ulaşamamıştır. Memnuniyetle belirtebiliriz ki bugün hem her tür çalgı üzerine eski Lütiyeleri aratmayacak sanatkarlar yetişmiştir.

 

(1) 1977 yılında, 100. Kuruluş yıldönümü davetlisi olarak bu müzeye gittiğimde onlara hediye olarak i ney ve i de Çifte olmak üzere 2 Türk Çalgı sı hediye etmiştim. Çalgı kitaplarına. Curt Sachslın 505 sayfalık "The history ofl\1USICAL Instruments" kitabı da dahildir. 

(2) Son yıllarda (1932 öncesi) Diyarbakır'da bulunan bir çift Selçuk Kös'ü ilk defa E. R. Üngör tarafından yapılan "Türk Çalgılan/Turkish Musical Instruments 1985" Takviminde yayınlanmıştır. Yılı: XIII. yy başı Madeni: Tunç (derişiz) Çap: 49 cm. Yükseklik: 65 cm. Bulunduğu yer: Türk-İslam Eserleri Müzesi (İstanbul) 

(3) Bkz: Etem Ruhi Üngör, "Osmanlı", Ankara 1999, C. 10, s. 572-583, Yeni Türkiye yay. "Osmanlıda Türk Musikisi ve Çalgıları" Lütiye (Fr. Luthier) : Lağuta yapıcı; saz yapıcısı. (Musiki sazları -çalgıları- imal eden kişi.)



 

 
 

 
 
 

sazadair © 2006

tasarım:enisali