ERTUĞRUL BAYRAKTAR'LA SÖYLEŞİ Yazdır E-posta
 

Yaklaşık 30 yıllık bir perspektif içinde değerlendirirseniz, Türkiye’deki müzik eğitimciliği alanında gördüğünüz temel sorunlar hakkında neler söylemek istersiniz?

 

Müzik eğitimciliği gerçekten sıkıntılı bir konu, Türkiye’de. Bu alandaki cumhuriyet politikaları herkesçe biliniyor. Başından beri, Batılılaşma ve Türk Milliyetçiliği ekseninde bir program uygulandı. Öylesine çarpık bir yapılanma söz konusu ki bu alanda. Sözgelimi yalnızca “teksesli” olduğu için aşağılanan geleneksel ezgi yada türküler, “çoksesli” hale getirildiklerinde “modernleştirilmiş” olacaktı; “çağdaş” olmuş olacaktı! Böylesine temelsiz ve hastalıklı bir bakışı vardır Türkiye’deki müzik eğitimciliği alanının, her şeyden önce. Çağdaşlaşma problemi, “çokses-tekses” karşıtlığına indirgenerek çözümlenmeye çalışılmıştır ki temel nokta en baştan yanlıştır.

 

Temel yaklaşımdaki bu çarpıklık, Avrupa aristokrasisi, burjuvazisi ve elitine özgü müzik ve stilin Türkiye’ye tepeden inme getirilmeye çalışılmasından ve modernlik diye dayatılmasından kaynaklanmıştır. Ancak sorun çokses-tekses çözümsüzlüğüne indirgenince, konu yozlaştırılmıştır. Gücü giderek azalsa da, halen belirli çevrelerce bir propaganda unsuru olarak kullanılmaya devam etmektedir.

 

Bu arada, cumhuriyet döneminin modernleşme yaklaşımında da önemli formülasyon hataları var. Sözgelimi kağıt üzerinde bir eser yalnızca çoksesli olduğu için değerli olabilir mi? Yada tersini düşünecek olursak, geleneksel bir tanbur, ney veya ses icrası, yalnızca teksesli diye değersiz olabilir mi? Bu çelişkiler, kuşkusuz çatışmalara ve kesimleşmelere katkı sağlarken, Türkiye’nin temel müzik politikaları ve uygulamaları adına hiçbir çözüm üretmemiştir.

 

Yine tartışılması gereken diğer önemli bir husus, eğitimin kalitesiyle ilgili. Özellikle yeni görevim sırasında bunu daha iyi görüyorum ki, eğitim, son derece modası geçmiş yöntemlerle yapılıyor. Güncel alanla ilgili hemen hiçbir eğitim Türkiye’de verilmiyor. Bu alanda ciddi araştırmalar yapılsa da eğitim programları içine bunların yansıması son derece az, hatta hiç yok. Eğitimin niteliği, yöntemleri, müziğin sanat olma yönünden kopmasına, bunun göz ardı edilmesine yol açıyor.

 

 

Sonuç olarak, müzik eğitimi alanında iki temel sorun yaşanıyor. Birincisi Avrupa sanatının geçmiş bir versiyonu, Türkiye’de çağdaşlık adı altında uygulanmaya çalışılıyor. İkincisi “güncel olan”la hiçbir eğitsel bağ kurulamıyor. Bunda YÖK’ün de kimi bağlayıcı ve merkezileştirici yaptırımlarının da önemli rolü olduğunu düşünüyorum. Müzik eğitimi çevrelerinin de dünyadaki değişimi daha yakından takip etmeleri gerekiyor. Sosyal bilimler ve felsefe alanlarındaki yaklaşımların, müzik eğitimi çevrelerinde daha yakından izlenmesi, anlaşılması ve eğitim programlarının geliştirilmesi yönünde kullanılması gerekiyor. Ders verme programlarının, teknolojisinin ve yöntemlerinin değişmesi bir zorunluluk haline gelmiştir.

 



 
< Önceki   Sonraki >

 
 

 
 
 

sazadair © 2006

tasarım:enisali