Bağlamada Sap Yazdır E-posta

TÜM YÖNLERİYLE

BAĞLAMADA SAP 

 

Bağlamanın sap olarak adlandırılan kısmı ,  çalgının temel catısını oluşturan  önemli  bir unsurudur. Diğer temel kısımlar olan göğüs ve tekne ile karşılaştırıldığında, farklı bir işlevsellik arzeder. Üzerinde bulundurduğu burgular yardımıyla tellerin  gerili kalmasını, üzerine bağlanan perdeler ile  farklı seslerin elde edilmesini sağlar. Bu yönüyle icranın ana unsurudur.  

BAĞLAMA SAPINDA KULLANILAN AĞAÇLAR 

Kayın, bağlamada kullanılagelmiş en eski sap malzemesidir. 'Sarı gürgen' yada sadece 'gürgen' olarak da adlandırılır. Bu ağaca 'sarı' da denmesinin sebebi  'akgürgen' diye adlandırılan başka bir gürgen çeşitinin varlığıdır. Kayın, mobilya sektörünün de temel ham maddesi olup ülkemizde bol miktarda yetişmektedir. Akgürgen, diğer adıyla kayagürgeni, ülkemizde yetişen bir ağaç türü olup oldukça sert ve çalışmaya yatkın bir ağaç olduğundan mobilya sektöründe kullanımı yoktur. Gürgen, sert ağaç kategorisinde değerlendirilen bir ağaçtır. Bağlamanın bir diğer ana sap malzemesi de Akçaağaç ya da diğer adıyla Kelebek ağacıdır. Bu ağaç bağlamanın yapım geleneğinde yokken, 80’li yıllardan itibaren kullanılmaya başlanmıştır. Kelebeğin ana malzeme olarak kullanıldığı çalgı kemandır. Bazı çelik telli gitarlarda da kullanılmaktadır. Bu gün ağırlıklı olarak kullanılan bu üç ağacın dısında ,geçmişte erik ağacının da sap için  kullanıldığı bilinir. 

 SAPLIK AĞAÇ SEÇİMİNDE YAPILACAK TERCİHLER. 

Sapın, bağlamanın en çok problem çıkaran ve dengelenmesi en zor kısmı olduğunu söyleyebiliriz. Üzerine binen yük itibariyle her an gerilim altında olup, baştan iyi kurutulmadığı, secilmediği,  ve iyi işlenmediği takdirde önemli problemlere yol acabilir.   

En temel ve gerekli  özelliği sağlamlık olan sap ağacının sertliği çok önemlidir. Bağlamada kullandıgımız sap, yapı olarak uzun ve incedir.Bu mukavemet acısından zayıflık anlamına gelir. Bu zayıflığı telafi etmek için kullanılan ağacın, mukavemet özelligi yuksek tipte bir ağac olması gerekir. Diğer yandan, sap ağacının  çalısmayan, yada yapımcılar arasındaki tabirle ‘dönmeyen türde bir ağaç olması gerekir. Ancak, ağaçların sert ve yumuşak şeklinde sınıflandırılması çok genel kriterlere göre yapılmaktadır. Örneğin mobilya yapımında kulanılacak bir ağacın sertliği, bir çalgının sapında kullanılması için kafi gelmeyebilir. Dolayısıyla sertlik/yumuşaklık kavramlarını, ağacın kullanılacağı yere göre  tarif etmek daha uygundur. 

Yapımcılar arasında sap ağacının sertliği ve yumuşaklığı açısından iki farklı uygulama olduğu söylenebilir. Bunlardan bir tanesi ve en yaygını,  yumuşak veya orta sertlikte, hafif ağacın tercih edilmesidir. Buna gerekçe olarak bu tip ağaçların çalışmadığı ve kolay kuruduğu gösterilmektedir. İkinci uygulama ise sert ağaç kullanımıdır. Bu uygulamada sert ağacın mukavemet özelliği ilk planda düşünülür. 

Yumuşak yada sert olsun, sap ağacının mukavemetini etkileyen diğer bir etken de biçilme şeklidir. Bir ağaç  kütüğü,  kullanım amacına göre farklı şekillerde biçilebilir. Sap için en ideal biçillme şekli ‘freze’ diye tabir edilen yöntemdir. Bu,  ağacın esneme veya bükülmeye karşı en dayanıklı olduğu biçilme şeklidir. Saplık ağaç kütükten veya kalastan biçilecekse bu şekilde biçilmeli, eğer biçilmiş alternatifler arasında seçim yapılacaksa freze biçilmiş olanlar tercih edilmelidir.Freze biçilmemiş saplar için ‘yatık açılı’ biçilmiş tabiri kullanılır. Aşşağıda, freze biçilmiş bir sap çizimi görülmektedir, Tuşe’nin (klavye de denmektedir) sapın hangi yüzüne getirileceği sapın ucundan, liflerin yönüne bakılarak karar verilir. Tuşe daima liflerin alt yada üst uçlarındaki yüzeye getirilmelidir.Hangisinin daha iyi olacağına ise sapın çalışma yönüne bakılarak kara verilir (bkz. Fotoğraf 3). Eğer sap hiç çalışmamış ise iki yüz de kullanılabilir. Eğer sapın yana gelmesi gereken kısmı üste getirilir, yani tuşe yüzü gibi kullanılırsa saptaki esneme fazlalaşır, dolayısıyla atma riski artar. Özellikle akgürgen ağacında öz ışınlar, ,sapın ucundan bakıldığında, lifler ile kolayca karıştırılabilir. Bunlar ağacın özünden kabuk yönüne doğru besin taşıyan unsurlardır. Daima lif çizgilerine tam dik uzanırlar ve ağacın yüzeyinde pulumsu, yanar döner bir görünüö oluştutrlar. Bu görüntü akgürgen saplarda belli belirsiz iken, kayın ve akçaağaçta saptan farklı renkte ve çok belirgindir. Aşşağıdaki freze çizim örneğindeki sapta, özışınlar en belirgin tuşe ve onun tam karşısınaki alt yüzeyde görülür. Şekilde, sapın ucundan bakıldığında ,lifleri dik keserek ilerleyen noktalar özışınlardır. 

 

 

 

Lifler, sapın başlangıcından sonuna kadar bir akış içindedir. Üstten bakıldığında adeta kalemle çizilmiş çizgiler gibi bazen dümdüz, bazen dalgalı bazen de yarıyolda sap sınırlarının dışına çıkarak  uzanırlar. Acaba  bunlardan hangisi en iyi tip lif şeklidir? Lifleri düz, adeta cetvelle çizilmiş gibi uzanan  ağaç sap için idealdir. Lifleri sap sınırları dısına cıkacak şekilde, yanlara doğru açılı uzanan saplıklar tercih edilmemelidir, çünkü bu mukavemeti azaltır. Ancak bu özelliği başka bir takım özelliklerin de desteklemesi gerekir şüphesiz. 

Dalgalı lif yapısı sapta kullanılabilir. Özellikle dalgaların sebep olduğu ‘hare’ estetik olarak çok hoş görünür. Keman da sap ve sırt kısımlarında kullanılan akçaaağaçta hare aranılan bir özelliktir.Ancak bağlamanın sap uzunlugu dikkate alındığında, bu dalgalı sap yapısının ileriye dönük yapısal problemler çıkarması olasıdır.  

Sap seçiminde dikkat edilecek son bir husus da biçilmiş ağacın kuruma süresi boyunca gösterdiği çalışma(dönme) şeklidir. Eğer kütük halindeki ağaç saplık olarak kullanılmak üzere ortalama 4x4 en ve kalınlığında alt,üst,yan tüm kenarları tam planyalanmış, düz olarak biçirilirse, kuruma sürecinde oluşabilecek eğilmeler rahatlıkla takip edilip, görülebilir. Bu eğilmelerin sapın hangi yüzünde meydana geldiği önemlidir ve bu, sapın hangi yüzünün tuşe olarak kullanılacağına karar verilirken dikkate alınır. Kuruma süreci en az beş yıl olmalıdır. Ancak ülkemizin genel ekonomik şartları çerçevesinde, çalgı yapımcıların ve özellikle de bağlama yapımcılarının maddi olanakları dikkate alındığında bu uzunluktaki bir süreye riayet edilemediği rahatlıkla gözlemlenebilir. Bunun yegane sebebi her yıl, beş yıl sonra kullanılabilecek ağacın depolanmasının getireceği maliyete yapımcıların katlanamamasıdır.

Kuruma süreci içinde çok aşırı dönme yapan ağaçlar asla tercih edilmemelidir. Ancak yukarıdaki fotoğrafdaki gibi ,hafif  yay halini almış çalışma durumları sakıncalı değildir. Bu durumda, meydana gelen yay sapa verilecek olan esneme payının bir parçası olarak düşünülmeli ve sap , yay üste gelecek şekilde takılmalıdır. 

SAP AKUSTİK AÇIDAN BİR İŞLEVE SAHİP MİDİR? 

Yani sap da sese katkıda bulunur mu? Bu soruyu hem evet hem de hayır şeklinde cevaplamak mümkündür. Çalgılarda tercihler şekillenirken bağlı kalınması gereken kriterlerden biri de insan kulağının duyabilme sınırıdır. Hiç şüphe yok ki, tüm çalgılar tınlarlarken, icracının ve dinleyenin duyamadığı bir çok ses üretmektedir. Bu sesler belki duymaktan mutlu olacagımız, belki de ‘iyiki duymuyoruz’ diyeceğimiz seslerdir. Bunu bir nebze olsun anlamak icin çalım esnasında bir bağlamanın ses deligine kulağınızı iyice yaklaştırmayı deneyebilirsiniz.Böylelikle uzaktan duyamacağınız bazı iyi yada kotu sesleri de duyabilirsiniz. 

Bağlama yapımcıları arasında da sapın sesi etkilediği düşüncesi pek yaygın değildir. Sap daha çok yapısal ve estetik işlev gören bir  unsur olarak düşünülür. Dolayısıyla kalınlığı, inceliği, sağlamlığı, rengi daha önemlidir. Sapın akustik önemini test etmenin en doğru yolu sapı değişen bir sazdaki ses değişikliğini takip etmektir. Yalnız sap değiştirme işlemi sırasunda ‘eşik payı’ denilen sap ile göğüs arasındaki açının  ve göğüs kalınlığının (hatta cilasının) değişmeden kalması gerekir ki, bunu sağlamak oldukça zordur.   

Bağlama, tanbur, ud, gitar, keman gibi sap elemanı bulanan çalgılarda sapın da tekne( yada kasa) ve gögus tahtsı ile birlikte tınladığı düsünülür. Tabiidir ki, sap da titrşimlere maruz kalır ancak acaba sese renk, tını anlamında ciddi bir katkıda bulunur mu? Lutiyeler hep kendilerine has yorumda bulunurlar. Örnegin keman sapından tınlaması beklenilir ve bunun için sap, özellikle yumuşak kelebek ağacından seçilir. Yumuşaklığının gertirdiği mukavemet zayıflığını telafi etmek için üzerine Fransızcadan gelme ‘tuşe’ adı verilen, abanoz ağacından bir  parça preslenir. Aynı sistem gitarda da uygulanır.Gitarlarda abanoz ağacının yanısıra pelesenk, bubinga, maun gibi ağaçlar da tuşe diye anılan bu kısım için kullanılırlar. Ancak gitar lütiyelerinin sapın sese katkısını pek hesaba kattıklarını söyleyemeyiz. 

Tanbur sapı genellikle ince çıtaların birbirlerine preslenip , yapıştırılmasıyla olşturulur. Bazı tanburlarda bu çıtalar birbirlerine sıkıca yapıştırılırken, tam ortada ve sap boyunca bir ceşit silindirik veya köşeli bir boşluk oluşturulur ve bu boşluk tekne haznesi ile birleştirilir.Amaç sesin sapın içine nufuz etmesi ve onuda tınlatmasıdır. Bu tekniğin bir dönem bağlamayı da etkilediği bilinir.  

Genel olarak yukarıda adı geçen çalgılarda, sapların yumuşak ağaçlardan seçildiği, ancak bunun getireceği mukavemet zayıflığı sorununu ortadan kaldırmak için tuşe, sap demiri, çok parçalı pres gibi tedbirler alındığı gorülür.Yumuşak ağaç tercihinin bir tek açıklaması vardır.Yumuşak ağaçlar, sert ağaçlara nispeten daha kolay tınlama haline geçerler ve daha  hafiftirler. Sap zaten tınlayarak ses uretmesi beklenen bir eleman değildir.Dolayısıyla yumuşak  sap ağacından beklenen, kolay tınlayıp sese, mütevazi de olsa bir katkıda bulunmasıdır. 

SAP TAKMA TEKNİKLERİ 

Bağlama sapı iki farklı şekilde takılabilir. 

Birinci teknik çok yaygın olarak kullanılmayan ve ‘kırlangıç’ yada ‘geçme’ diye adlandırılan teknikdir.Bu teknik bağlamaya has bir uygulama olmayıp  aslen bir genel marangozlukta kullanılan  bağlantı şeklidir. Masa, sandalye gibi çeşitli mobilyalarda da kullanılır. Ud ve tanburda da bu teknik kullanılmaktadır. Her ne kadar ‘iyi yapıldığı takdirde mahsuru yoktur’ denilse de ortaya çıkan örnekler incelendiğinde  kırlangıç tekniğinin üzerine binen gerilime dayanamadığı ve zamanla ek yerinden bırakma yada salma  yaptığı görülmüş ve halen de görülmektedir. Bu gibi durumlar, bağlamanın sap-göğüs dengesini ve eşik payını bozacağından seste matlaşmaya ve koflaşmaya yol açar. Bu durumun telafisi  sapın  yada göğsün değişmesi ile mümkündür. Kırlangıç sap takma tekniğinin  iki avantajı bulunmaktadır. Birincisi, bağlantının erkek(sap üzerinde) ve dişi (tekne üzerinde) kısımlarını freze bıçakları yardımıyla açabilmek ve dolayısıyla seri imalatta bulunabilmek mümkündür.İkincisi,  sapın tekne ile birleştiği bölge ,kurt ağzı tekniğinde olduğu gibi, bir ek görüntüsü vermez, bütündür. 

‘Kurt ağzı’ diye adlandırılan teknik oldukça eski ve günümüzde sadece bağlamaya has bir bağlantı tekniğidir. Bu tekniğin çok eskilerde flemenko gitarların burguluklarının sapa eklenmesinde kullanıldığı bilinir. Kırlangıç ile kıyaslandığında, dipten salma riski yok denecek kadar azdır. Kurt ağzının  bağlantıda sorun çıkarması için ya sapın takılma aşamasında çok kötü alıştırılmış olması, yada tutkalın kalitesiz veya bayat kullanılmış olması gerekir. Bu durumlarda dahi, kurt ağzı bağlantının üzerine yapıştırılan kapak gevşemeyi ve salmayı önleyebilir. Bu bağlantı tipi bağlama ile özdeşleşmiş bir görüntü arzeder. Tek dezavantajı  ek yerinin görünmesinin görsel açıdan bazı icracıları rahatsız edici olabilmesidir.Ancak sapın üzerine kaplama sarılması ile bu durum da giderilebilir. Aşşağıda henüz üst kapağı takılmamış bir kurtağzı bağlantı görülmektedir.

   

Sap takmadan önce yapılacak hazırlıklar   

Sap takılmadan önce, teknenin ana yada orta ekseninin belirlenmesi gerekir. Bu eksen, teknenin ağzına karşıdan bakıldığında, onu tam eşit iki parçaya bölen, sanal bir eksendir. Bu eksenin uçları tekne ağzına işaretlenir. Eksenin bir ucu arkada takoz eşiğin tarafındayken, diğer ucu kurt ağzının açılıp, sapın takılacağı taraftadır.

 

   

               90 derecelik dik kesme açısını muhafaza edbilmek için bir takozdan yardım alınabilir.

 

Sapın sağlıklı takılabilmesi için en temel şart, kurt ağzının düzgün açılmasıdır. Yani hem sağ ve sol sınırlarının doğru tespit edilmesi, hem de düşey yönde testere ile inilirken tam 90 derece açıyla ve düz bir satıh oluşturularak kesilmelidir. Burada testerenin önemi büyüktür. Testerenin kendisinde eğrilik olduğu takdirde keseceği satıh da eğri çıkacaktır. Ayrıca testerenin mutlaka keskin olması gerekir. Çaprazlı testereler, açtıkları yarıkta ağacı çok parçaladıkları için bu işe uygun değillerdir. İnce  dişli, çaprazsız ve bileylenebilir testereleri tercih ediniz. Lazer ile bileylenmiş testereler el ile bileylenmez, nadiren bu tipler de iş görmektedir.

 

 

      

 

     Kurt ağzı tekniği ile sap nasıl takılır?   

Sap takmak, bağlama yapımının, marangozluk açısından en fazla beceri isteyen kısmıdır. Ancak, yeni denemeler yaptıkça aslında çok da zor olmadığı anlaşılacaktır.  Kurt ağzı diye adlandırılan kısım aslen bir ek bölgesidir. Tekne takozu üzerinde testere ile açılan ve gerçekten bir kurt ağzına benzeyen üçgen prizma şeklindeki yarığa , sap ucu aynı şekil verilerek yapıştırılır. Ancak testere ile kabaca kesilen sap ucu, yarığa tam oturması için bir miktar işlenmelidir, ki buna 'alıştırma' diyoruz.. Bu maksatla, aşşağıda temsili bir çizimi görülen sap ucu, çeşitli bölgelerinden yontulmak suretiyle tekneye ‘alıştırılır’. Eğer tekneyi ‘sabit’, sapı da ‘oynar’ düşünürsek, sapı;

1- sağa yada sola doğru oynatmak

2- öne yada arkaya doğru hareket ettirmek

3- kendi çevresinde döndürme yönünde hareket ettirmek için ucundaki belli bölgelerde yontar ve alıştırırız. 

 Sap ucunun hangi kısmından ,nasıl yontarsak ,sap hangi yönde hareket eder?

 

 

 

                  Sapın görünmeyen diğer yüzünde harfler simetrik olarak A2,B2,C2,D2

                  olarak sıralanır

1-Sağa ve sola hareket 

Sapın üzerine çizilen orta eksen, teknenin orta ekseninin birebir devamı olmalıdır. Eğer değilse sap ucu şu şekilde yontularak sap hareket ettirilebilir: 

Tekne ağzı ve sap tuşesi karşınızda iken;  

sağa hareket ettirmek için 1. yüzde B1-D1, II. Yüzde A2-C2 arası

sola hareket ettirmek için  II. Yüzde B2-D2, I.yüzde  A1-C1 arası 

Hareketi izleyebilmek için, yontma sonrası 1 m.lik cetvel tekne orta ekseni ve sap orta ekseni üzerine konmalı ve kontrol edilmelidir

 

 

 2- Öne arkaya hareket   

Öne ve arkaya hareket, eşik payının belirlenmesinde rol oynar.

 Öne almak için A1-B1 ve A2-B2 aynı miktarda yontulur.

Arkaya almak için C1-D1 ve C2-D2 aynı miktarda yontulur.

 

3-Kendi çevresinde dönme hareketi için   

Saat yönünde dönmesi için C1-D1 ve A2-B2

Saatin ters yönünde dönmesi için C2-D2 ve A1-B1 hattı yontulur.

Yontma işlemi küçük avuç içi rendesiyle veya kalın dişli törpü ile yapılabilir, bu kişiye hangisinin kolay geldiğine bağlıdır. Yontma işlemi çizgisel değil, tüm yüzeye uygulanması gereken bir işlemdir. Örneğin 'A1-B1 arası yontılacak' dediğimizde, sadece bu iki nokta arsındaki hat yontulursa, yüzeyde bir 'bombe' oluşur ve bu sap ucunun kurt ağzı çeperine tam oturmasına asla müsade etmez. Dolayısıyla bu iki nokta arası en çok yontulan hat olmalı ama düşeyde C1-D1 hattına doğru bir 'yedirme' yapılmalıdır.

   

SAPA BİNEN YÜKLER 

Sapa binen yüklerin anlaşılması, arzu edilen dengenin kurulabilmesi açısından cok önemlidir. Bu yük, tellerin gerilmesinden kaynaklanan, adeta sapı ortadan bükmeye  yada ikiye katlamaya çalışan bir kuvvettir.Sap, mukavemeti oranında bu kuvvete karşılık verir. Ancak bu kuvvet karşında esnememesi mümkün değildir. Bu yüzden, esneyeceği kadar bir miktar sapın üst yüzündan yontulur ve böylece esneme yada çeki payı denilen pay sapa verilmiş olur. 

 

SAP TESVİYESİ 

Bağlamanın en çetrefilli işemi desek herhalde yanlış olmaz, tesviye için. İyi bir sap tesviyesi nasıl yapılmalıdır? Bunu burada bir dereceye kadar izah edebiliriz, çünkü tesviye işlemi göz ve el hassasiyetinin gelişmesini gerektirir, bu da ancak bu işin defalarca yapılmasıyla mümkün olabilir. Ancak anlatacaklarımız, işe nereden başlayacağını bilemeyenler için veya farklı bir yolu deneyip de iyi sonuç elde edmeyenler için faydalı olacaktır. Bu yöntem, benim bağlama yapımına ilk başladığım yıllarda , değerli bağlama yapımcısı Haydar Babür'den öğrendiğim yöntemdir.

Şunu belirtmek gerkir ki, çalgı yapımında bir işin tek bir yapılma yöntemi çoğunlukla yoktur. Her yapımcı kendi beceri düzeyine göre farklı yöntemler geliştirebilir. Tesviye konusunda da bu böyledir. 

İyi bir tesviye için öncelikle güvenebileceğiniz bir mastarınız olmalı. Bu mastar ağaç vaya metal olabilir. Çeşitli sap boyları için farklı mastarlarınız olabilir. İki yada üç farklı boy mastar tavsiye edilir.  

Birinci boy, 40 cm.cura. cura bağlama ve kısa saplı sazlar için İkinci boy 60 cm. civarında. tanburalar ve 45 tekneli abdal veya çöğürler için ve üçüncü  boy 70cm. civarında divan sazı için. 

Mastarların boylarını açıkladık. Acaba en ve yükseklikleri önemli mi? Ağrlığına etki etmemesi bakımından yüksekliğin en fazla 5 cm. civarında olması iyi olur. En (kalınlık) ise daha önemlidir. Tarif edeceğimiz tesviye işlemi ışığa karşı yapılacağı için, fazla en ışığı kapatacağından risklidir. İdeal en maksimum 2cm.olmalıdır. 

Mastarınızın orta noktasını sabit bir işaretle (delik veya silinmez kalem) belirleyin . Ayrıca mastarın her iki ucundan da başlayarak orta noktasına doğru gelirken her 10 cm. de bir sabit işaret koyun. Her iki uçta da 20’şer cm.’ye tekabül eden uzunluğa işaretleme yapmanız yeterli olacaktır. 

Mastarı sapın üzerine koyun. Burada dikate alınacak noktalar, sapın tekne ile birleştiği nokta (yani en tiz perdeyi bağladığımız nokta)  ile, üst yada baş eşik diye adlandırılan eşiğin takılacaği noktalardır. Eğer mastar bu iki noktadan da dışarıya eşit uzunlukta taşarsa, bu mastarın ortasının sapın tam ortasına oturduğunu gösterir. Bu pozisyonda çalgıyı göz hizamıza alıp, ışığa, tercihan güneş ışığına doğru tutmalıyız. Bu işlemin açık havadan ziyade, bir oda da ışık gelen bir pencereye karşı yapılması gereklidir. Bu sağlandığında karşımızdaki manzara şöyle olmalıdır: 

Sapın yukarıda belirttiğimiz kısmını gözümüzle üçe ayırırsak, ortadaki yaklaşık 1/3 lük kısımda mastar sapa oturmalı (dolayısıyla aralarından ışık sızmamalı), sağ ve sol kanatlara denk gelen 1/3'erlik kısımlardan ise verilen esneme payından dolayı ışık sızmalıdır.Esneme payı az verildiği oranda sızan ışık azalır, çok verildiği oran da da artar. Esneme payının ne oranda doğru olduğunu anlamak için  tellerin (takıldıklarında) çektiği yönde bir kastırma işlemi yapılır. Doğru esneme payı verildiğinde mastarın , ışık sızdırmayacak şekilde sapa oturması beklenir. 

 

Ancak bu tam  olarak sağlansa dahi göz ile, mastarsız olarak, sap kenarları takip edilerek esneme payı kontrol edilmelidir. 

SAP  PROBLEMLERİ 

İki temel sap probleminden bahsedebiliriz; Birincisi, en çok karşılaşılan ve ‘sap atması’ olarak bilinen problemdir. Bunun temel sebebi, sap ağacının tellerin gerilimine dayanamayarak eğilmesidir. Ağacın yeterince kuru olmaması bu durumu kolaylaştıran bir etkendir. Atmış saplarda tuşe yüzeyi, 6 numaralı çizimde kesik çizgilerle gösterilen duruma gelir. Telafisi için ortadaki çukurluğun giderilmesi gerekir. Bunun için ya çukur polyester ile doldurulabilir yada sap uç kısmından yontulmak suertiyle tesviye edilir. Sapı atmış sazlarda teller havaya kalkarak sertlik yaratır ve alt telde sol-la-si gibi orta ve tiz perde bölgelerinde perdeye çarpma yapabilir. 

İkinci tür sap problemi ise, sapın fazla esneme payı verilmesinden dolayı ‘geride kalmasıdır’. Bu tip sazlarda üst eşiğe yakın olan pest perdelerde çarpmalar olur. Çözümü fazla esneme payının tıraşlanması yada pest perde bölgesinin polyester dolgusu ile yükseltilmesidir. Telleri uzun süre gevşek kalan sazlarda bazen sapın rahatlayarak geriye kaçtığı da görülebilir.  

CİLA 

1-Elin sap üzerinde akıcı bir şekilde hareketi için, sapın cilalanmak suretiyle kayganlaştırılması   gerekidir. Sap ele tam olarak oturduğu için eldeki ter ve kirden hemen etkilenir. Ağaçta kirli bir görüntü yaratacak, hatta çalışmasına  dahi sebep olacak bu olumsuzluktan etkilenmemesi için  cilalama şarttır. Eldeki ter ve kirden başka ortam nemi de sapı etkiler. Bu açıdan cila koruyucu bir deri gibidir.  Perde bağının da sap üzerine oturarak iz yapmaması ve perde ayarı işlemi sırasında kolayca kaydırılabilmesi için cila gereklidir. Sap için sert cila, özellikle polyester vernik, cok uygun bir malzemedir. Dolgu özelliği de bulunan bu malzeme, tesviyede de cok büyük kolaylık sağlar.   

 

 

 

 
 

 
 
 

sazadair © 2006

tasarım:enisali