Irak' da Uzun Saplı Lut Yazdır E-posta

IRAK’TA UZUN SAPLI LUT 

Scheherazade Qassim Hassan 

Türkçesi: Özay Önal 

Uzun saplı lutun geçmişi, eski Mezopotamya’da M.Ö. 2000 yıllarına kadar uzanır. Bir çok belge bu çalgının Akad Krallığı zamanındaki formu ve rolünü açıklığa kavuşturmaktadır. 

30 yüzyıl sonra, Al Farabi (M.S.10.yy) al tambur al baghdadi ‘nin  Irak’ın merkezinde, Bağdat’daki kullanımı konusunda bize bilgi vermektedir. Bu bilginin ardından, bu çalgının  nasıl ve ne zaman kuzeye göç ettiği ve nasıl Arap olmayan toplumların  çalgısı olduğunu anlamamızı önleyen yüzyıllar süren bir sessizlik dönemi gelmiştir.  

COĞRAFİ YAYILIM ve ETNİK KULLANIM 

Bu gün, uzun saplı lut, ülkenin özellikle kuzeyi bölgelerinde, şu üç temel coğrafi bölgede görülür.  

A. Suriye sınırındaki Sindjar dağı ve doğuya doğru Musul şehri. Bu bölge bir Türkmen şehri olan Telafer’i ve Kurmanci lehçesinin konuşulduğu bir Yezidi merkezi olan  Sindjar’ı içermektedir. 

B. Kurmanji lehçesini konuşan Bahdinan Kürtlerinin yaşadığı, Dok ve Zako şehirlerinin de bulunduğu Tigris ve Büyük Zab arasındaki bölge. 

C. İki Erbil şehri ile Küçük ve büyük Zap, doğu Kürtlerinin merkezi Soranit ve çoğunluğunu Türkmenlerin oluşturduğu nüfusuyla Kerkük. 

Uzun saplı lut, iki temel, Arap olmayan etnik grupça kullanılmaktadır. Sorenite ve Bahdinan Kürtleri ile Türkmenler. İlk grup, Batı Musul’daki Jazira Yezidi toplumunun yanısıra bölgenin Hristiyan toplumlarını ve Şabak ve Sarlia gibi heterodoks İslam tarikatlarını da içermektedir. 

Çok ilginçtir ki, bu lut,  Kürtlerden çok daha fazla, Talafar ve Kerkük’de yaşayan ve son on yıl için onu asla terketmeyen Türkmenler tarafından kullanılmaktadır. Lutun Dok Kürt bölgesindeki varlığı oldukça yenidir. 1960’dan önce komşu Yezidiler tarafından kullanılmasına rağmen bu bölgede bilinmezdi. Doğu Kürt bölgesinde tanbur sazı kullanılmazdı, Erbil bölgesindeki sınırlı kullanımı ise Türkmen etkisinden dolayı idi. Özellikle sınırın ötesindeki İran Kürtlerinin bu çalgıyı iyi bildikleri bize söylendiğinde, bu bize çok ilginç gelmişti. 

SINIFLANDIRMA 

Irak’da uzun saplı lut için beş farklı terim kullanılmaktadır; Tanbur , tanbura , saz , bozuk , çember , cümbüş.

Bu çeşitliliğin sebebi etnik, coğrafi, ve linguistic faktörlerdir. Ancak şunu da belirtmek mümkündür ki, tanbur terimi özellikle Bahdinan Kürtlerince kuzey batıda kullanılmasına rağmen, ülke sathında öyle yaygındır ki, genel bir isim olarak düşünülebilir. 

Saz, ikinci çokca bilinen ve yaygın olan terimdir. Doğu bölgesinin temel adlandırmasıdır ve  tanbur Kürtler için ne ise, saz da Türkmenler için o dur. Tanbur, büyüklük yada diğer kriterlere gönderme yapmayan bir adlandırma iken, saz büyüklük, rol, ve yapım tekniği içeren beş adet türü vardır. 

Saz cura, küçük boy çalgıdır.

Saz bağlama, orta boy çalgıdır

Saz divan, büyük boy çalgıdır.

Saz meydan, açık hava icrasında kullanılan çagıdır

Saz çember, ses kutusu ince ,uzun ağaç parçalarından yapılmış çalgı. Musul’un Arap bölgesinde bilinir.

Bu terim, herhangi uzun saplı lutu adlandırmak için kullanılır. 

Bozuk, Suriye ve Lübnan’ da yaygındır ve sadece Araplarca kullanılır. Son zamanlarda Irak’daki radyo ve televizyonlarda bu terim kullanılır olmuştur. Burada 24 perdeli özel bir sazın adı olduğu kadar, bütün tanburlara verilen genel bir isimdir de. 

Cümbüş sadece Musul’da kullanılır. Ses kutusu hayvan derisi ile kaplanmış (çevirmenin notu:göğsü deri) uzun saplı lutlara denir. Bu tipin kullanımım kısıtlıdır. 

Bütün Irak sathında boyut, malzeme ve şekil anlamında bu kadar çeşitliliğe maruz kalmış başka bir çalgı bulmak  çok zordur. Yapısal özelliklerine göre tanbur, yukarıda adı anılan üç bölgeye karşılık gelen üç tipe ayrılır. 

1.Batıdaki Sindjar Dağı traraflarının tanburu çok eski ve süreklilik arzeden bir geleneğe sahiptir. Gövdesi yekpare bir ağaç kütüğünden oyulmuştur. İki telli ve oniki perdelidir.  Halk çalgısı (Ç.N: tekne/gövde açısından) genellikle sığ, şehir çalgısı ise derin ve tam gövdelidir.  

2.On beş yıl önce Dok va Zaho bölgelerinde tanbur bilinmezdi. Komşu bölgelerin, Türk yolcuların ve radyo istasyonlarının etkisi ile 60’larda taaındı. Burada tanburun yapılışı deneyseldir. Geleneksel olmayan metal, doğal su kabağı, ağaç gibi malzemeler kullanılarak gelenek dışı çeşitli formlarda üretilirler. 

3.Erbil ve Kerkük tanburunun çok köklü bir yapım geleneği vardır. A bölgesinde  (bkz.harita) yapılan tanbur ile kıyaslandığında buradaki çalgı çok detaylı ve karışıktır. Gövde tam olarak Arap lutu gibi, eğilmiş yassı ağaç çubukların biraraya getirilmesiyle inşaa edilir. (Ç.N. yaprak tekneli) 

Bu çalgı 22 perdeye sahiptir ve çoğunlukla şehirlerli insanlarca şehir kalsik müziğine eşlik etmekte kullanılır.  

YAPISAL TARİF  

Tanburun büyüklüğü 40 ila 120 cm. arasında değişir. İki yada üç sarımdan oluşan perdelerinin sayısı 10 , 12 , 13 , 22 , 24 olabilir. 

Ses kutusu (Ç.N. tekne) ağaçtan yapılmış ve az yada çok armut formundadır. Metalik alıcılar veya doğal su kabağı kabukları kullanılır. Bazen arkasını bir ridge dolanır. 

Tanburun göğsü genellikle tınalama özelliği olan ince levha şeklindeki bir ağaçtan yapılır. Cümbüş’de hayvan derisi, bu levha ağacın yerini alır. Göğsün şekli  ses kutusunun volümünü etkiler. Geleneksel tanbur, oval yada dikdörtgen trapezoid (Sindjar Yezidileri) şeklinde iken modern olanı daire şeklindedir. 

Türkmen çalgılarının ses tahtası (göğüs) üzerinde ses deliği yoktur. Buna karşılık, Kürt çagılarının bir yada birkaç deliği bulunur. Yezidi çalgılarında kasa üzerine dağılmış çok miktarda küçük delik bulunur. 

Uzun sap gövdeye bir ağaç parçası yardımıyla tutturulur. Sap daima perdelidir. Perdeler barsaktan yada naylondandır ve sapın etrafına bağlanırlar. Sindjar bölgesindeki geleneksel çalgıda 12 perde bulunur. Zaho ve Dok’da perde sayısı 14’e çıkar. Kerkük ve Erbil sazlarında 22 perde karakteristiktir. Bu sayı günümüzde 24’e yükselmiştir. Değişim radyo istasyonlarından ve oktavı 24 sesten oluşan perde sisteminin   çeşitli  şehir müziğikleri vasıtasıyla girişinden  kaynaklanmaktadır. Teller dipte bir tel muhafazasına bağlanır. Daha sonra  bir oynar köprü eşiğin üzerinden ahşap tan yapılma akort burgularına uzanırlar. Geleneksel çalgıda tel düzeni  iki sıralı  çift tel veya üstte bir çift altta tek telden oluşur. Üç telli olanı üç tek telli olabilir. Günümüzde teller metaldir ve tamamıyla eski barsak tellerin yerini almışlardır. Farklı kalınlıklardaki teller  yeni yapımcılarca kullanıma sunulmuştur. 

Akort burguları 3’den 9’a kadar değişir. Çoğunlukla (sap ucunda) yan ve ön kısımların ikisine birden takılır.  

PERDE SİSTEMİ ve SES SAHASI 

Belli bir perde sistemi yoktur. Bu, perdeler gerektiğinde haraket ettirilebileceği için bölgeye ve müzisyene göre değişir. Geleneksel çalgı en yaygın Kürt makamı olan bayat  ve ardından da hicaz makamı çalınacak şekilde perdelenmişlerdir. Modern çalgılar bütün şehir müziklerinde kullanılan tüm makamların çalınmasını mümkün kılan 24 perdeli sisteme dönüşmektedir. Tanburun ses sahası iki telli olanı için iki oktav, üç telli olanı için iki-buçuk oktavdır. 

AKORT SİSTEMİ 

İki telli çalgı için üç geleneksel akort şekli bulduk. Ancak başkalarının da olmaması mümkün değil. İki telli çalgı ünison (eş sesli) olarak akortlanabilir ve üst tel dem sesi için kullanılır. Altılı aralıkta akort halk müzisyenlerince bilinir. Beli aralıkta akort ünlü müzisyenler arasında yaygındır ve ‘Türk akordu’ olarak bilinir. Başka bir seçenek de alt çift teli bir oktava akortlamak, üst çifti de aynı yöntemle ikilisine. (Sol Sol’-La La’) 

Üç telli çalgı da kişisel ve kültürel lezzete bağlı olarak çeşitli akort tiplerine sahiptir. Radyo ve televizyon istasyonlarında bilinen akortta tel  ‘sol piyano’ denilen sabit tona  akortlanır. Radyo gruplarında çalan tüm müzisyenler çalgılarını bu tona akortlarlar. Radyodaki güncel akort bugün için sol-re la’dır. 

Radyonun dışında, müzüisyenlerin sabit bir akordu yoktur. Her biri ses kapasitesine göre veya bulunduğu duruma göre akort yapar. 

TUTUŞ ve ÇALIM TEKNİKLERİ 

Müzisyen tanburu oturarak veya ayakta çalabilir. Oturarak çalmak daha yaygındır. İcracı sandalyeye veya yükseltilmiş bir yere oturabilir. Geçmişte , geleneksel olarak  müzisyenler yerde bağdaş kurarak otururlardı.  

İcracı sağ elini tellere vurmak, sol elini de sapı tutmak ve telleri susturmak için kullanır. Ayakta çalma pozisyonunda sap yukarı doğru kalkık tutulma eğilimindedir. Oturarak çalınırken ise  hemen hemen yatay pozisyonda tutulur. İcracı çalgının üzerine doğru az yada çok eğilmelidir. 

Tanbur, Yezidilerde olduğu gibi parmak ile veya  kuş kanadından, bıçaktan veya taraktan yapılmış bir mızrap ile çalınabilir. İcracı parmakları ile çalarken, işaret ve dördüncü parmaklarını kullanır. Sağ el aşağı doğru vuruşların yada hem aşşağı hem de yukarı doğru vuruşların bir kombinasyonunu icra ederken, sol el telleri susturmakla görevlidir. Aşşağı doğru vuruşlar daha önemli gibi görülür. İcra sırasında iki tele de aynı anda vurulur. 

Özellikle kırsal müzikte, geleneksel icracı yalnızca üst teli kullanır. Üst tel dem sesi verir (ranna yada zanna).  Ancak, şehir müzisyenleri geniş bir ses sahası gerektiren bir makam çalınacağı zaman, alt telin üst kısımlarında ilave sesler ararlar. Bu telin alt kısımları asla kullanılmaz. Bazı müzisyenlere göre  alt kısımlar çok gevşektir ve burada çalması çok zordur. Diğer bazıları  ise bunun  zor olmadığını sadece bir alışkanlık meselesi olduğunu söylerler. Öyle ki, çoğu zaman bu kısımlar onların müzikleri için gerekli değillerdir. 

SOSYAL ROL ve İŞLEV 

Tanbur, Kuzey Irak’da en önemli ve yaygın kullanılan çalgıdır. Üç role sahiptir; din dışı , dini ve bu ikisinin bir karışımı olan rol. 

Kutsal bir çalgı olarak bazı ezoterik İslam tarikatlarınca kullanılır. Son zamana dek Talefar’da Şii İmamlarını öven şiirler eşlik ederdi. Kuzeydeki çalışma sahamızda, 1971 yılında ,  Musul bölgesinde bu çalgıyı kutsal amaçla ve vesilelerle kullanan bazı dervişlere rastladık. Bu tip müzik ya çok katı ve yakın dini toplantılarda yada daha geniş ve karışık dinleyici katılımı olan toplantılarda icra edilir. 

Sonraki kullanımın en iyi örneği, Yezidilerin bir hafta geçirdikleri  Lalek vadisindeki Şıh Adi’nin türbesine olan kutsal yolculuklarıdır.  Kutsal olanların yanında sivil olarak kabul gören lut gibi çalgılar vadiye sokulabilir. Ancak zurna ve davul kesinlikle yasaktır. 

Uzun saplı lut, kuzeydeki en yaygın amatör müzik yapma aracıdır. Müzik severler, şarkıcılar, icracılar bu çalgıyı akşam toplantılarında eğlence amaçlı olarak kullanırlar. Bunun yanısıra, tanbur her çeşit dini olmayan kutlamada ve yaşamın hemen her unsurunda kullanılır. Toplu danslarda, solo şarkılara eşlik eder. Bazı üzücü olaylar veya yas  vesilesiyle de kullanılır. Bize Talefar’da bir müzisyenin kız kardeşinin ölümü üzerine acısını bu çalgıyı çalarak ifade ettiği söylendi. Fakat diğer köylerde bu çalgı, sivil yada dini olmayan bir çalgı olarak görülmektedir ve bir felaket veya trajik bir olay olduğunda çalınması, köyün şefi izin vemedikçe yasaktır. Kuzey  Musul’daki Tlkief’ de tanburun kutsal yerler yakınında çalınması yasaktır. 

ÇALGININ DEĞERLENDİRİLMESİ 

Sahibi, çalgısını çok değerli bir nesne olarak görür. Bazı icracılar bize, çalgılarını ellerine aldıklarında kendilerini sanki bütün dünyaya sahip gibi hissettiklerini söylediler. 

Bazı çalgılarda sapta işlemeler ve sap çevresine asılı renkli objeler vardır. Bazı tanburlar yapımcılarının , icracılarının veya ilişkiledirildikleri kişilerin soyadlarıyla bilinirler.  Bütün bu değerlendirmeler, çalgını yeni bilinir olduğu yerler için değil, gelenesel kullanımının olduğu yerler için geçerlidir. 

ÇALGI KİMLİĞİNİN OLUŞUMU ve REPERTUAR 

Geleneksel olarak tanbur solo icraya eşlik eden solo bir çalgı olarak kullanılır. Ancak son on yılda  yeni bir rol kazanmıştır. Genç müzisyenler onu iki tür toplulukta kullanmaktadırlar: 

1-Ritmik çalgılar, kaşık ve birkaç lutun bulunduğu ‘bağlasaz’ adıyla bilinen folklorik topluluklar. Topluluğu oluşturan bütün sazlar gelenekseldir. Yeni olan sadece onların bir araya gelmesidir. 

2-Oryantal olarak bilinen melez topluluklar. Tanbur burada Arap udu, kanun, ney, akordion, çello ve kemanın yanında çalınır. 

Son zamanlarda radyo ve televizyon istasyonları solist  yada bir topluluğun parçası olarak çalan icracılara da yer vermeye başladılar. 

Tanbur üç çeşit vokal repertuara eşlik eder; 

1-       Makam:  Bu tür, geniş bir ses sahası, iyi bir makam bilgisi ve iyi modülasyon kapasitesi gerektirir. Özellikle söyleyen kişi aynı zaman da icracı ise, çalgı sürekli çalınmaz. Çalgı icrası vokal durduğunda başlar.

2-       Epik tarz şarkılar: Bu tip şarkılar Kürtler ve Türkmenler arasında çok yaygındır. Tarihteki doğa olayları ve günlük yaşantı konu edilir. Söyleyen kişi bitirdiğinde devreye tanbur girer.

3-       Ritmik ölçülü popüler şarkılar: Çalgı, bu türde, ezginin başından sonuna kadar eşliktedir ve ezginin kuvvetli vuruşlarını vurgular.  

Bu üç tip şarkının konuları çeşitlilik gösterir. Peygamberin, Hz. Ali’nin hayatını anlatan yada Hz. Hüseyin’in trajedisini işler şekilde dini içerikli olabilirler, bölgenin tarihinden bahsedebilirler .  Ancak temel konu gene de aşk ve ayrılıktır. 

İCRACI 

Çok yakın bir zamana kadar bütün tanbur icracıları söylemek zorundaydılar. Çalamayan şarkıcılar varken, söyleyemeyen icracılara pek sık rastlanmazdı. Bazen müzisyen, hem çalgının yapımcısı hem besteci hem de söz yazarıdır. Günümüzde büyük şehirlerde genç müzisyenler , bir çoğu kendi çalgılarını yapmalarına rağmen, söylemek zorunda değillerdir. 

Geleneksel müzisyen ‘aşık’ olarak bilinir (mistik anlamda ‘allahın aşığı’). Toplumunda, aşık çok önemli bir kişiliktir. Eskiyi ve yaşam geleneklerini aktarır ve devam ettirir ve toplumun tüm olaylarını kaydeder. En iyi müzisyen çok yönlü yetenekleri olandır. En iyi müzisyen doğaçlama yeteneğine sahip, en eski  repertuarı ezbere bilen müzisyendir. Kırsal kesimde bunlar tarım işçileridir. Şehirde ise marangozlar, kasaplar v.s. Kuzey toplumu, icrasının karşılığında para isteyen müzisyenden hoşlanmaz. Bazı müzisyenler radyo ve televizyonda dahi para talep ederler. 

Bütün müzisyenler, iyi, tanınmış müzisyenleri gözlemleyerek yetişir. Öğretmen ve eğitim yoktur. Müzisyenler birden fazla icracıdan etkilendiklerini ifade ederler. Modern nesil Suriye veya Türk radyolarında çalınan müziklerden de etkilenmektedir. Her durumda , yetenek ve öğrenme arzusu öğrenmek için gerekli unusurların başında gelir. 

NOT:

Çevirisini okuduğunuz makale, 1979 yılında Arapça yazılmış bir çalışmanın İngilizce özetinden çevrilmiştir.. Bu çalışma için 1971-1975 yılları arasında  Irak’ın kuzeyine üç gezi yapılmış, onbeş adet bölgesel çalgı satın alınarak incelenmiş ve konu edilmiştir.

 

 

 



 

 
 

 
 
 

sazadair © 2006

tasarım:enisali