Yazdır E-posta
  

4. Sonuçlarıyla Cumhuriyet Dönemi ve Avrupa müzik dolaşımında Anadolu Geleneksel Müzikleri

Cumhuriyet döneminden günümüze kadar, o dönemin politikaları ve sonuçları yoğunlukla tartışılagelmiştir. Tartışmalar özellikle ortaya çıkan eserlerin özelliklerini sorgularken, cumhuriyetin müzik görüşlerini de tertışmaya açmaktadır. Hem geleneksel müziğin hem de Batı anlayışında çok sesli müziğin uzmanları bu konular ile ilgili sıklıkla görüş bildirmişlerdir:

“Evrensel diye başka akımların ya da bizdendir diye yerel değerlerin taklitçisi olan sanatçı gerçek sanatçı olmadığı gibi, yaratılan yapı da eğer taklit ve özenti niteliğini aşmıyorsa gerçek sanat yapıtı değildir” (Sun, 1969)

 

“Zira çağdaşlık, artık daha fazla geç kalmadan öğrenmeliyiz ki, başka bir kültürün çağlar boyu uğraşıp kendi ihtiyaçları için geliştirdiği kurumları, konfeksiyon elbise gibi sırtına giyip kendini komik aynalarda seyretmek değil, asli değer ve gelenekleriyle kendini, kendinden utanmadan çağa sunabilmektir.” (Tanrıkorur, 2001)  

“İlk kuşak bestecilerimiz yaratılarında halk müziğimizin yapı taşlarını çoğu kez bir renk, bir alıntı olarak kullanmakla yetinmişlerdi. Türküyü, oyun havasını, hoyratı, ağıtı değil de, kendi özgür besteleme tekniklerini ve çokseslilik örgüsünü eserlerinin ana fikri olarak görmüşlerdi. Bu nedenle; solo ve koro sesleri için yapılan türkü düzenlemeleri bile toplumun geniş kesimlerince benimsenmedi. Çalgı eserlerinde halk müziği çalgıları dışlandı, senfonik orkestralarımıza, çalgı topluluklarına giremedi. Geleneksel müzik kültürümüzün öbür yarısı, geleneksel Türk sanat musikisi ise bu devrim projesinde hemen hiç dikkate alınmadı. Bu müziğin farklı ses sistemi, zengin ezgi ritm ve biçim örgüsü ve geleneksel çalgıları da çoksesli sanat müziğimizi daha özgün ve daha zengin yapmada kullanılabilirdi. Tam tersine bu müzik kültürü, çoksesli müzik eğitimi ve seslendirici kurumlardan uzun yıllar adeta afaroz edildi”(Okyay, 2002) 

Bu görüşlerde ve bunlarla aynı konulara temas eden diğer bir çoğunda iki ana unsur dikkat çekmektedir: 

1. Kültürel kimliğin doğru, tüm tarihi, coğrafi ve sosyal katmanları içerebilecek şekilde tanımlanabilmesi.

2. Ortaya koyan müzikal ürünlerin bu kimlik ile tutarlı olabilmesi. Bu unsurlar AB ile birleşme sürecinde Anadolu Kültürü’nün ve müziğinin gerçek özüyle, kendisi gibi yer alabilmesi için kullanılabilir dayanaklar olarak göze çarpmaktadır.



 

 
 

 
 
 

sazadair © 2006

tasarım:enisali