Göğüs Takma Tekniği

 

                       BAĞLAMADA GÖĞÜS TAHTASI 

 

                                                                                           Özay Önal

 

Lut ve keman ailesi çalgıları için ses tahtası, çalgının diğer bölümleri olan sap ve gövdeye oranla daha büyük akustik önem taşımaktadır. Bunun sebebi ses tahtasının rezonansı başlatan teller ve ileten eşik ile ilk etkileşime geçen kısım olması ve dolayısıyla da sesi nitelik ve nicelik olarak birinci derecede etkilemesidir.Bağlama lut ailesinin bir ferdi ve uzun saplı bir lut olarak kısa saplı lutlardan, sap uzunluğu dışında, ses tahtası anlamında da farklılaşır. Kısa saplı lutlar geniş gövdeli ve ağızlı, dolayısıyla da geniş ses tahtasına sahiptirler. Bu geniş ses tahtası tellerin uyguladığı çekme veya basma kuvvetine karşı alttan çubuklarla (bas balkon) desteklenir ve böylece mukavemet kazanır, bunun için de kalın olması gerekli değildir. Uzun saplı lutların ise gövdeleri ve ses tahtaları küçüktür. Küçük ses tahtası iyi takıldığı takdirde alttan herhangi bir çubuk desteğine ihtiyaç duymadan tellerin uyguladığı kuvvete karşı koyabilir. Çubuk desteği olmadığı için tahtanın daha kalın bırakılması gereklidir. 

 

Ses tahtasının mukavemetli olması iki açıdan önemlidir. Birincisi, göçen bir ses tahtasının sapa göre konumu(dolayısıla da açısı) bozulur ki bu yapısal bir sorun ortaya çıkarır. İkincisi, göçen tahta deforme olduğundan ve basınç altında sıkııştığndan akustik performansı zayıflar.

 

Bağlama teknesinin sesin her bakımdan ana kaynağı olduğu yalnızca icracılar arasında değil, halk arasında da hayli yerleşmiş bir kanıdır. Bu kanı, teknenin sapa ve göğüse göre daha hacimli dolayısıyla da görsel olarak daha dikkat çekici olmasından kaynaklanmaktadır. Halbuki bu büyük ölçüde yanlıştır.

 

Tekne akustik olarak işleve sahip bir kısımdır, ancak tınlama silsilesi düşünüldüğünde tel, orta eşik (köprü) ve göğüs tahtasından sonra (en sonda) gelir ve dolayısıyla tınlatıldığı kadar tınlayabilir. Göğüs tahtası ise bu silsilenin ortasında ve kilit bir noktadadır. Bir tezene vuruşu tekneye ancak göğüs tahtasının müsaade ettiği ölçüde ve oranda aktarılabilir. Dolayısıyla teller ve eşik standart (ve kusursuz) kabul edilirse inisiyatif bir anlamda teknede değil göğüs tahtasındadır. Göğüs tahtası tınlatan, tekne tınlayandır. Ancak tele verilen ilk vuruşun tekneye ulaştıktan sonra kısmen kaybolup (ağacın iç sürtünmesi ve gerilimi sebebiyle), kısmen hava yoluyla kulağa aktarılıp kısmen de geri tele döneceği ve dolayısıyla tınlama silsilesinin ters yönde de çalışacağının unutulmaması gereklidir. Yani akustik elemanlar birbirlerini de titreştireceklerdir.

 

Bu ilişkiyi daha açık bir hale getirmek için şöyle bir örnekle basite indirgeyebiliriz;

 

Durmakta olan bir at arabası düşünelim. Arabanın hareket silsilesi şöyledir. Sürücü ata yular vasıtasıyla yürü komutu verir(tezene darbesi), yular bu komutu ata iletir(orta eşik), at yürür (göğsün titreşmesi) ve arabayı harekete geçirir (teknenin titreşmesi). Bu noktadan itibaren atın arabayı çektiği kesinlikle doğru iken, arabanın da atı ittiği yanlış sayılamaz. Ancak sonuç olarak araba atın çektiği kadar hareket eder.

 

Göğüs tahtaları biçilip, ortalama 6 mm kalınlığında levhalar haline getirilerek kuruyana kadar saklanır. Tahta kuruma esnasında; her ağaç gibi; nemini atar , çeker ve bu sırada çalışır. Tahtanın çalış-mama durumu da olasıdır. Bir göğüs tahtasının çalışma olasılıkları aşağıda gösterilmiştir.

 
Şekil 1

Yukarıdaki şekilde (1) numaralı tahta herhangi bir yönde çalışmamış olup yanal ve doğrusal eğimler verilerek takılabilir. (2) numaralı tahta içbükey şekilde çalışmış olup akustik ve mukavemet açısından avantajlı duruma gelmiştir, zira tahta, takılırken verilecek olan yanal ve doğrusal eğimleri kendiliğinden almış olur. Bu eğimler yapımcının tercihine göre arttırılıp azaltılabilir. (3) numaralı tahtada ise ters çalışma durumu söz konusudur (örneğin tahta uzun kenarları boyunca içbükey çalışmışken kısa kenarları boyunca dışbükey çalışmıştır veya bunun tersi de olasıdır). Bu tahtanın kullanılmaması gerekir.

Göğüs tahtası takmanın ilk aşaması tahta seçimidir. Tahta, akustik denge noktası diyebileceğimiz noktadan tutularak kulak hizasında parmakla vurularak tınlatılır. Bu daha çok keman lütiyelerinin kullandığı bir tekniktir ve tahtanın akustik karakteri hakkında bilgi almamızı sağlar. Akustik denge noktası tahtanın sağ veya sol uzun kenarına 4-5 cm lik bir mesafede ve uzunluğunun ¼'ü civarında bir yerdedir.

 

 Tahta seçiminde dikkat edilecek diğer bir nokta da tahtanın biçilme açısıdır. Aşağıda gösterildiği gibi dik (açılı) biçilmiş tahtalar gitar ve keman için özellikle tercih edilmekle birlikte, bağlama için sert kalırlar. Bu nedenle bağlamada, biçilme açısı dik olmayan, yatık lifli tahtalar tercih edilir. Tahtanın lif yönü kısa kenarlarının uçlarından kontrol edilmelidir. 

 

Şekil 3  

Kurumuş tahta tekne ağzına göre kesilip gerekirse enden daraltılır. Bunun amacı tahtayı 'yanaklı' takabilmektir. Yanak geleneksel bağlama yapım tekniğinde çok önemli yeri olan bir bölüm olup özellikle eski bağlamaların vazgeçilmez bir unsurudur. Bu bağlamalar incelendiğinde bunların bugün bizim kullandıklarımızdan daha geniş yanaklı oldukları görülür. Yanak aynı zamanda lütiyenin kendi estetik anlayışını ifade ettiği bir süs ve işarettir. Yekpare(yanaksız) takılan göğüs kasıntılı ses verir . Günümüzde maalesef yanlış bir uygulama olan yekpare göğüs tahtası kullanımı yaygındır.

Tahtanın enden daraltılması gerektiğinde çok sık ve çok geniş damarlar çıkarılmalı ve kullanılacak kısmın orta sıklıktaki damar yapısında kalmasına özen gösterilmelidir, zira sık damar sert yapı, geniş damar kof yapı anlamına gelir. Tahtanın takılış yönü tespit edilirken sık damarın alta, geniş damarın üste gelmesi gibi bir kanı vardır, oysa böyle bir gereklilik yoktur. Bu sadece bir göz alışkanlığıdır. Burada tahtanın lif ve çalışma yönü belirleyicidir. Tahtanın takılmadan önceki boyu belirlenirken teknenin arkasından 3-4 cm kadar taşmasına dikkat edilir. Bu kısım kuyruk diye adlandırılır ve arkadaki kancaların basması ve tahtanın kastırılabilmesi için bırakılır.

 

Bağlama lütiyelerinin genel uygulamaları göğüsten önce sapı takmak yönündedir. Nadir de olsa önce göğsü takan lütiyeler bulunmaktadır ki kanımızca bu daha avantajlıdır. Burada göğsün saptan önce takılma uygulaması esas alınacaktır. Göğüs tahtası takılmaya hazır hale getirildikten sonra tekne ağzına gerekli eğimler verilir. Bu safha son derece önemli olup, doğru yapılmadığı takdirde göğüste ters kasılmaya sebep olur ve akustik performansı zayıflatır. Aşağıda göğüs takılmaya hazır bir bağlama teknesinin ağzındaki eğimler kabaca gösterilmiştir. Görüldüğü gibi I. bölge inici, 3. bölge çıkıcı eğime sahipken, 2. bölge (yanak bölgesi) seviye olarak diğerlerine göre en çukurda ve eğimsizdir. 

Şekil 4

 Diğer yandan tekne ağzına karşıdan bakıldığında göğüs tahtası üzerinde beş nokta belirlenebilir.


Şekil 5

Teknedeki eğimler kabaca tamamlandıktan sonra bu eğimlerin göğüs tahtasındaki eğimlere uydurulması/alıştırılması işlemine sıra gelir.

Bağlamaya göğüs tahtası takılırken amaç yanal ve doğrusal diye tabir edeceğimiz iki bombe ya da yay oluşturmaktır. Bu iki yayın bileşkesi çok hafif kubbemsi bir çatı oluşturur. Bu yaylardan kasıt çizgi halindeki bir yay değildir. Söz konusu olan bir levhanın (göğüs tahtasının) yay halini almasıdır.

 Yanal bombe tekne ağzına rende ile verilen eğime göğüs tahtasının ısıtılmak suretiyle oturtulmasıyla elde edilir.

 
Şekil 6

Doğrusal bombe ise bu kadar pratik olmayıp şöyle elde edilir; Yanak genişlikleri ve uzunlukları hesaplanarak tahtanın konumu sabitlenir. Bu konumdayken tahtanın c ve d noktaları tahta yanal olarak eğildiği için seviye olarak e noktasından aşağıdadır. Dolayısıyla göğüs tahtasının c ve d noktalarına denk gelen kısımları tekne ağzına bastığında, e yukarıda kalır ve ön açıklık diye tabir edeceğimiz bir açıklık meydana gelir. Birçok lütiye bu açıklığı, tahtayı kasar diye kaybetmekte, yani tekne üzerinde c ve d'nin altını rende veya zımpara ile indirmektedir. Bu tahtanın tamamıyla tekne ağzına yığılmasına sebep olur. Bunun sonucu olarak göğüs eşiğin bastığı noktada yaylanma hareketini yapamaz ve diri olmayan bir ses çıkar. Halbuki bağlamanın özelliği, göğüs tahtasının yaylanma hareketini yapmasıdır. Bunu şu şekilde daha basite indirgeyerek izah edebiliriz;

 

Dört nokta arasında gerilmiş bir ağ üzerinde(göğüs tahtası) zıplayan bir akrobat (teller ve eşik) düşünelim. Akrobat aşağıdaki hangi durumda daha rahat ve yükseğe yaylanarak zıplayabilir?

1-Ağ çökmeksizin, düz konumda akrobatı taşıyabilecek kadar gerildiğinde.

2-Ağ dört noktadan, akrobatı taşıyacağından daha fazla gerildiğinde.

Şüphesiz ancak ikincide.

 Özetle, göğüs tahtasına vurduğunuzda da cevap alabilmeniz için tahtaya gerilim yüklemeniz (yani doğru yönde kasmanız ) gerekir. Ancak aynı kalastan biçilmiş göğüs tahtaları dahi farklı olduğundan kasmanın her tahta için ayrı bir ölçüsü vardır. Aşırı kasılan göğüs tahtaları fazla tiz ve kısık tınlar.

 

İşte bu yüzden c,d ve e arasındaki ön açıklık akustik anlamda hayatidir. Ön açıklık için bir miktar vermek gerekirse, bunun 1,5-2 mm arasında olması gerektiği söylenebilir. Küçük boylarda bu miktar 1,5 mm civarında, çöğür, divan gibi büyük boyutlarda ise ise 3 mm civarında olabilir.

 

Ön açıklığı ayarlamanın yöntemi şöyledir;

Açıklık fazla ise teknede c ve d noktaları rende veya zımpara ili indirilir,

Açıklık az ise

1- teknedeki c,d ve e arasındaki üçgen gene rende veya zımpara ile c ve d'nin seviyesine hiç dokunulmadan e'ye doğru indirilir yani c ve d yükseltilmiş olur. (Sapın takılı olup olmaması burada önemlidir. Eğer sap takılı iken bu işlem yapılırsa göğüs tahtası bu bölgede hedeflenenden daha kalın kalır. Sap takılı değilse böyle bir sorun çıkmaz) Veya,

2- Tekne ağızının arka kısmında (I numaralı bölge) a ve b'yi birleştiren yayın inici eğimi artırılır ve göğüs tahtası bu eğime uydurulmak üzere yanal olarak biraz daha ısıtılarak eğilir. Bu ön açıklığı arttırır.

Yukarıda açıkladığımız durumlardan başka nadirde olsa karşılaşabileceğimiz bir durum vardır. Bu durumda göğüs tahtası kuruma esnasında zaten doğrusal bir yay oluşturacak şekilde çalışmıştır. Mastar doğrusal olarak bu tahtaya konulduğunda (altta) 3-4 mm tepe noktasına sahip bir yay görülür. Bu durumda eğer pay varsa yayı azaltacak şekilde tahtanın alt uçları rendelenerek inceltilmeli, eğer bu mümkün değilse (yani tahta zaten ince ise) tahta ön açıklık elde edilmeden ve kanca ile arkadan kastırılmadan takılmalıdır. Hatta bu durumda arka iki kancayı kuyruk yerine, tekne çeperinin iç kısmından, göğse aşağı doğru basacak şekilde takmak dahi mümkündür.

 

İstenilen açıklık elde edildikten sonra tahta tam tekne üzerindeki yerine oturtulur ve e ucundan basılır ve bırakılır. Bu halde tahtanın c ve d noktalarına basarak (bir tahterevalli gibi) sallandığı görülür. e'ye tam basıldığında tahta diğer uçtan 3-4 mm civarında kalkar. Bu aralıktan e'ye doğru bakıldığında ışığın da yardımıyla c, d ve e arasında kalan göğüs tahtası ve teknenin birbirine değen ve değmeyen yerleri görülebilir. Amaç tam teması sağlamaktır. Ancak şu unutulmamalıdır ki tam temas e'ye bastığımızda gerçekleşmelidir.

Göğüs tahtasına yanal ve doğrusal eğim verilirken göğüs tahtasının sert veya yumuşak olması dikkate alınmalıdır. Yumuşak tahtalarda iki eğim de sert tahtalara verilenden fazla olmalıdır.

 

Tam temas sağlandıktan sonra tahta artık yapıştırılabilir hale gelir. Bağlamanın akustik işleve sahip hiçbir yerinde beyaz tutkal kullanılmamalıdır. Kullanılması gereken tutkal sıcak (boncuk) tutkaldır. Göğüs takımı esnasında kullanılacak düzenek 6-8 kanca, kancaların alttan tutturulacağı bir lastik tabla ve bir küçük boy işkencedir.

 

Şekil 7

 

Arkada, ortadaki iki kanca dışında tüm kancalar tekne ağzının en fazla 1mm yakınından göğse basmalıdır. Bu iki kanca yapıştırma esnasında 'daha iyi titreşim' aramak için kullanılır ve göğse tekne çeperinin gerisinde bir yerden, kuyruk üzerinden basar. Sıcak tutkalın donmaya başlayacağı birkaç dakika iyi değerlendirilmeli ve bu esnada göğse parmak ile vurularak ses ve titreşim dinlenmeli, arka iki kancanın konumu değiştirilerek daha iyisi bulunmaya çalışılmalıdır.

 

Sıcak tutkal minimum 2 saatte kemikleşir. Yanaklar istenirse göğüsle birlikte, istenirse daha sonra takılabilir. Ancak özellikle yumuşak tahta kullanıldığında yanaklarında aynı anda takılması iyi olur. Tutkal tam olarak kuruduktan sonra kuyruk ve diğer çıkıntılar kesilir ve göğüs üstten rende ile inceltilir. Kalınlık ayarı göğsün kenarlarının kalınlığı esas alınarak ve orta kısmın direnci el ile kontrol edilerek yapılır. Kalınlığın kesin bir ölçüsü de yoktur. Ancak ağacın yumuşaklığı, teknenin boyu, teknenin ağız genişliği dikkate alınmalıdır. Kalınlık, tahtanın yumuşaklığı ile ters, tekne boyu ve ağız genişliği ile doğru orantılıdır. Örneğin tanbura boyutunda arka 5 mm, ön 4 mm idealdir. Bu boyutta tahtanın hiçbir yerinde 3,5 mm'nin altına inilmemelidir. İnce tahta volümü artırır fakat tonu boş ve kof hale getirir.

 

Bağlamanın akustik performansını etkileyen önemli bir unsur da tellerin göğüs tahtasına yaptığı baskı miktarıdır. Bir tahta akustik açıdan ne kadar iyi olursa olsun ve ne kadar iyi takılırsa takılsın, tellerin orta eşik ile uyguladığı baskı yeterli değil veya fazla ise iyi performans veremez. Bu durum sapın takılma açısı ile ilgili olup, sap normalden az açı ile takıldığında 'sap önde', fazla açı ile takıldığında ise 'sap arkada' diye adlandırılır. Birinci durumda tel yüksekliği artma, orta eşik alçalma, İkinci durumda ise tel yüksekliği azalma,orta eşik yükselme eğilimindedir. 'Sap atması' diye tarif edilen kusur sapın öne doğru esnemesi anlamına geleceğinden tellerin ve eşiğin göğüs tahtasına daha az basmasına sebep olur. Nadir görülse de bir sap geriye doğru çalışabilir, bu durumda da teller fazla basar. Söz konusu açı derece cinsinden ifade edilebilmekle birlikte, lütiyeler tarafından mastar ile ayarlanır. Bu açının kontrol şekli aşağıdaki gibidir. Açıklığın küçük, orta, büyük boylarda sırasıyla 2-3 mm civarında olması beklenir. Abdal ve divanda 4-5 mm'ye çıkılabilir.

 


Şekil 8