GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE TÜRK LÜTİYELERİ

Etem Ruhi Üngör

55 yıllık aktif musiki hayatımda başlıca iki konu üzerine yoğunlaştım: Bibliyografya ve Organoloji. Bunlardan Organoloji yani çalgı bilim; bu Kongrenin konusuna girmektedir. Bu Organoloji çalışmalarımda önce, bütün Türkiye'yi 12 yıl zaman içinde 20.796 Km. + 930 Mil kat ederek Türk Halk çalgılarım inceledim ve derlediğim çalgıları koleksiyonuma kattım. 1977'de tamamlanan Türk çalgıları koleksiyonum bugün 600 parçaya ulaşmıştır.

Bu konuda diğer çalışmalarım; dış ülkelerdeki çalgı müzelerini bizzat görmek veya kataloglarını ve çalgı kitaplarını incelemek olmuştur. Böylece şu hükme varmış bulunuyorum.

"Türk çalgıları dünyanın en zengin çeşitliliğine   haizdir."

Bu sonuçtan organoloji aleminin maalesef haberi yoktur. O kadar ki dünya çalgı kitaplarının çoğunda Türk çalgılarından en küçük bahis bile olmadığı gibi dünyanın en zengin çalgı müzesi olan Brüksel çalgı müzesinde dahi bir tek Türk çalgısı yoktur (1).

 

Çalgıları zengin olan bir milletin elbette ki Lütiyeleri de o nispette fazla olacaktır. Ancak, maalesef bu durum bugün aydınlığa kavuşturulamamıştır. Biz Türklerin maalesef, yapmak kadar yazmak adetimiz yoktur. Yani yaptıklarımızı hiç yazmamışızdır.İşte bu duruma göre Türk çalgılarım ancak Osmanlı öncesi Selçuklu devrinden tanımaktayız. Bugün elimizde Selçuklu devrinden (XIII. yy.) kalma Tunç'tan yapılma bir çift KÖS bulunmaktadır (2). Ki bu Kös'ü yapan Lütiye bilinmemektedir. Elimizdeki yazılı kaynaklardan Abdülkadir Meragi (1360-1435)'den itibaren çalgı isimleri ve kısa açıklamalarına rastlanmaktadır. Daha sonda Şükrullah (1388-1470), Hızır Ağa (? - 1760?), Hünername (XVI. yy.) ve Evliya Çelebi (1611-1683)'de çalgı konulanına rastlanmakta ise de bunların hiç birinde Lütiyelerden bahis yoktur (3).

Ne yazık ki bugüne kadar Türk musikisinde Lütiyeler konuşu ciddi olarak ele alınmamıştır. Ve ilk defa eldeki sınırlı bilgiler ışığında bu konu bu kongrede ele alınmaktadır. Geride bıraktığımız XX. yy.' in ilk çeyreğine kadar Türkiye' de Lütiyelik ".usta-Çırak" öğretim yolu ile süregelmiştir. Ancak, Cumhuriyet'ten (1923) itibaren açılmaya başlanan Konservatuarlarda ve bazı sanat okullarında Lütiye yetiştirilmeye başlanmıştır. Şu an Türkiye' de hem eski gelenek olan Usta-Çırak öğrenimi ve hem de okul öğrenimi ile Lütiye yetişmektedir.

Bu tebliğimde sunacağım Lütiye biyografilerinde geçmişten günümüze, Lütiye çalışmalarının şu üç şekli görülmektedir : 

a) Çalgının tamamı Lütiyenin elinden çıkmaktadır. 

b) Çalgının bir kısmı bizzat Lütiye tarafından yapılmakta ve bazı parçaları da başka ustalara yaptırılmaktadır.

c) Bir firma, çeşitli ve bilinmeyen (zamanla da değişebilen) ustalara yaptırılan çalgılar o firmanın etiketi ile satışa sunulmaktadır ki bunlar genellikle "sıra işi" tabir edilen çalgılar olmaktadır.

 

Çalgı yapımında standardizasyon, değil bizde, başka ülkelerde dahi tam anlamı ile uygulanmamıştır. Dünyanın en yaygın çalgı sı olan Kemanda dahi Lütiyeden Lütiyeyemilimetrik de olsa farklılıklar görülmektedir. Çalgı yapımında birinci amaç iyi ses elde etme olduğuna göre Lütiye elbette ki onu arayışta az da olsa bazı farklılıklara yönelecektir. Batı musikisi eğitimi üzerine kurulan ve bu çok eski kuruluş geçmişine dayanan Ankara Devlet Konservatuarı'nda kuruluş yıllarından (1936) hemen sonda batı musikisi çalgıları tamir ve yapım Lütiye.bölümü de faaliyete geçmiştir. Bundan çok yıllar sonda kurulan İTÜ "Türk Musikisi Konservatuarı"nda yine kuruluş yıllarından itibaren bir çalgı yapım bölümü faaliyete geçirilmiştir. Buradan yetişenlerden bilhassa Türk çalgıları Lütiyeleri piyasadaki Lütiyelerin seviyesine henüz ulaşamamıştır. Memnuniyetle belirtebiliriz ki bugün hem her tür çalgı üzerine eski Lütiyeleri aratmayacak sanatkarlar yetişmiştir.

 

(1) 1977 yılında, 100. Kuruluş yıldönümü davetlisi olarak bu müzeye gittiğimde onlara hediye olarak i ney ve i de Çifte olmak üzere 2 Türk Çalgı sı hediye etmiştim. Çalgı kitaplarına. Curt Sachslın 505 sayfalık "The history ofl\1USICAL Instruments" kitabı da dahildir. 

(2) Son yıllarda (1932 öncesi) Diyarbakır'da bulunan bir çift Selçuk Kös'ü ilk defa E. R. Üngör tarafından yapılan "Türk Çalgılan/Turkish Musical Instruments 1985" Takviminde yayınlanmıştır. Yılı: XIII. yy başı Madeni: Tunç (derişiz) Çap: 49 cm. Yükseklik: 65 cm. Bulunduğu yer: Türk-İslam Eserleri Müzesi (İstanbul) 

(3) Bkz: Etem Ruhi Üngör, "Osmanlı", Ankara 1999, C. 10, s. 572-583, Yeni Türkiye yay. "Osmanlıda Türk Musikisi ve Çalgıları" Lütiye (Fr. Luthier) : Lağuta yapıcı; saz yapıcısı. (Musiki sazları -çalgıları- imal eden kişi.)

Kosti  Ventura (1810?- ?)

 

Rum asıllı olup elimizde bulunan sanatlı yapılı bir Lavta’sından başka hiç bir bilgi yoktur. Sapı fildişi ve sırtı siyah zemin üzerine beyaz dalgalı fletolarla süslü bu Lavta’yı Sultan Abdülaziz kullanmış olup torunu Gevherin Sultan tarafından E. R. Üngör koleksiyonuna hediye edimiştir. Etiketi: Rumca yazılı, "Kosti  Ventura, Mart 1840"

 

Mahmud Usta (1830?- ? )

En eski Lütiyemiz olarak bilinen Mahmud Usta’nın kesin doğum ve ölüm tarihleri bilinmediği gibi elimizde fotoğrafı dahi yoktur. Sadece kendisi gibi Kanun yapımında ünlü Emin Ustayı yetiştirdiği bilinmektedir. Yaptığı kanunlardan zamanımıza intikal edenlerden kendisinin çok iyi bir usta olduğu anlaşılmaktadır. Kanunlarının en belirgin tanınma özelliği, burgu tahtası kenarlarının dalgalı oluşudur. Haluk Güneyli, Emin yapılarının diğer özelliklerini şöyle açıklamaktadır:

 

"Burgu tahtası kenarları dalgalı ve nihayetinde yaprak şeklinde bir oyma bulunmaktadır. Burgu tahtasının dip tarafında oyma küçücük bir kubbe şeklindedir. Göğüs kafeslerinde ilk zamanlar ufak kafesli, sonda güllü motiflerle oyma kafesler yapmıştır. Kanunların genişliği Emin Kanunlarına nazaran daha kaimdir (4,5 cm. kadar) "Zenne" tabir edilen kadınların kullanabileceği küçük Kanunlar da yapmıştır. Mahmud ustaya ait gördüğüm en eski Kanun 1869 tarihim taşımakta idi.

 

Kanunlara “mandal" uygulaması XIX. yy. sonlarında olduğuna göre gerek Mahmut usta gerek Emin usta ve daha sondaki Kanun yapıcılarının ilk yaptıkları Kanunlarda burgu tahtasına paralel uzanan göğüs fletoları mandal tahtası altında kalmaktadır. Böyle mandal tahtası altında kalmış fletolu kanunlar en eski yapılardır.

 Baron Baronak (1834-1900)

Başlıca kemence olmak üzere Tanbur, Ud ve Lavta da yapmıştır. Ermeni asıllıdır. İstanbul'un Samatya semtinde doğmuştur. Hayata dülger olarak başlamış sonra doğramacılık ve daha sonra da Lütiyelik yapmıştır. Sultan Aziz devrimde (1861-1876) sarayda "Saz usta başılığı" yaptığı da rivayet edilmiştir. Bilhassa Kemence üzerindeki yapım ustalığı kendisinden sondaki Lütiyeleri de etkilemiştir. Son devrin ünlü ve değerli Lütiyellerin den Haldun Menemencioğlu (1912-1972) "Kemence hakkında Etüd" yazısında şöyle demektedir: "Tamir için elimden geçen Baron Kemençelerinin hepsinde tarih bulamadım. Ezcümle Cemil merhumun" Andelib" ismim verdiği Kemence de bu meyandadır. Ancak, rahmetli Kemal Niyazi Seyhun'a ait koyu renkli sarı ardıçtan mamul fildişi ve bağ işlemeli Kemençede de 1891, Ruşen Ferid Kam'a ait bir Baron da da 1900, halen bende olan teknesinin dışı fildişi ile kaplı keza, Baron yapışı bir kemençede de 1889 tarihini tespit etmiş bulunuyorum. Diğer Baron Kemençelerde tarih olmadığım gördüm. Kapağın içinde kurşun kalemle yazılmış yalnız imza vardı.

 

Günümüze kalan "Baron" Kemençeler sahipleri                

3 Ruşen Ferit Kam

3 Haldun Menemencioğlu

3 Fahire Fersan

2 Cüneyt Orhon

2 Gevherin Osmanoğlu

1 Galata Mevlevihanesi

1 Nihat Doğu1 Paraşko Leondaridis

1 Hilmi Rit1 Kemal Niyazi Seyhun veresesi

1 Suphi Ziya Özbekkan veresesi

1 Naime Mesut Cemil

1 Etem Ruhi Üngör

1 Tokai Üniversitesi

 

Emin Usta (1840?-?)

 

Emin ustanın doğum ve ölüm tarihleri kesin olarak bilinmiyor. Mahmud ustanın çırağı olup Kanundan başka çalgı yapıp yapmadığı da bilinmiyor. Ustalık bakımından ustasını geçtiği kabul edilir. Yaptığı kanunlarda gerek ses ve gerekse işçilik yönünden gösterdiği ustalık her türlü takdirin fevkindedir. Opus No. 146 kanunumun küçük bir operasyon için içini açan H. Menemencioğlu, Emin ustanın aletteki iç işçiliğin! çok övmüştür. Hatta bu konuda bir yazı kaleme almaya niyet etmiş ise de ömrü vefa etmemiştir. Emin usta yaptığı Kanunlara opus numarası koymakla belki ilk çığırı açan Türk Lütiyesidir.Emin kanunlarının belirli vasıfları; göğüs motiflerindeki gül desenli kabartmalardır. Burgu tahtasının alt ucundaki kıvnm yerinde de çok belirli ve çok kabarık bir şekilde yine gül motifi görülür. Tel takma tahtasının oyuk kısmı içine ve tam orta yerine (Soğuk damga olarak) iki yıldız arasına opus numarası koymuştur. Bu tel takma tahtasının kapağı içine yine tam orta yerine soğuk damga olarak opus numarası ve sağ tarafa da gömme olarak eski harfli "Emin" yazışı koymuştur. Deri altı tahta kısma da yapılış tarihi (Rumi olarak) koymuştur. Bazı kanunların ön fleto kısmına (en dar kısım) eski harflerle "Eseri Emin" yazmıştır. Emin usta da; ustası gibi burgu tahtasını ondüleli yani dalgalı yapmıştır.

 

Aziz  Mahmut Efendi

 

Edirne'de doğan Aziz Mahmut Ef kırk yasma kadar orada çalgı yapımı ile uğraştıktan sonra 1881 yılında İstanbul'a gelerek o zamanki Maliye Nezareti karşısında (Şimdi Beyazıt Polis merkezi sırasında) bir dükkan açarak çalgı yapımım devam ettirmiştir. Daha ziyade Tanbur yapımıyla ün kazanmıştır.

 ManoI (EmmanuiI Venyos) (1845-1915)

 İstanbul Ortaköy'de doğmuştur. Rum asıllıdır, ilk mesleği mobilya cilacılığıdır. Daha sonra doğramacılık yapmış ve sonradan çalgı yapımına başlamıştır (1870). Dükkanı Beyoğlu İstiklal caddesinde idi. Özellikle ud yapımında kazandığı ün günümüze kadar süregelmiştir. Lavta da yapmıştır. En seçkin çırakları olarak Bahriyeli Mustafa ve Victor De Kavalla bilinmektedir. Manol Udları Udiler arasında hala değerim sürdürmektedir. Manol Ud yapısının en belirgin görünüş özelliği sırt fletolarında kullandığı ince ve birbirine bitişik sarı siyah fletolardır. Manol udlarının sırt fletoları genellikle 19 veya 21 parçalıdır. Bu fletolarda maun ağacı kullanmıştır.

Yazar Sermet Muhtar Alus (1887-1952), 28.9.1947 tarihi Akşam gazetesinde aynen şöyle yazıyor: "Galata'da tramvay caddesinde, yüz yıllık işkembecinin iki üç kapı berisinde küçük bir dükkandaymış. Ben pek çocuktum hatırlamıyorum... Udlarının en ucuzu 5 adet sarı lira, nakışlıları 8-10 lira." İstanbulda ölmüştür.

 

Ud etiketleri: Manoliden inşa olunmuştur. Galata Sandıkçılar Cd. No. 168. 1907Zenne Lavta etiketi: Emmanuü Venyos Deraliyyede Galata. Sandıkçılar 168 numaralı. 1876 Zenne Ud etiketi: Manoliden inşa olunmuştur. Der-aliyyede Galata Sandıkçılar caddesi No:168. 1915 

Uzunyan Artın (Harutyun) (1845? - ?)

İstanbul'da doğmuştur. Ermeni asıllıdır. Daha ziyade kanun ve tanbur yapımı ile ün kazanmıştır. Ud da yapmıştır. Uzunyan Artin, Kanunlarına belirli bir yazı ve işaret koymamıştır. Göğüs kafeslerinin kendinden oymalı oluşundan ve kenar motiflerinin özelliğinden tanınabilir. Ud etiketi: Artin ve Ohannes Uzunyan Uzunçarşı, Hicri 1291-1292 (1875)(Tanburi Cemil'in kullandığı Tanburun etiketi): Artin Vahe Uzunyan ve Ohannes biraderler Uzunçarşı No 318, Sene 305 (1889) 

Miço (1855-1919)

 "Kulekapılı Miço" adıyla anılan Miço usta İstanbul'da Kulekapısında dünyaya gelmiştir. Rum asıllıdır. 12 yaşlarında iken akrabalarını ziyaret maksadıyla Köstence'ye gitmiş ve orada santur yapmayı öğrenmiştir. Başta Osmanlı sarayına olmak üzere bir çok Santur yapmış ve İstanbul'da ölmüştür. İstanbul Şehir Rehberi ve haritalarında Kulekapısı isimli bir semte rastlanamamıştır. Muhtemelen Yedikule kapısı veya Sulukule kapışı olmalıdır. 

Mihran Keresteciyan (1865-1940)

Niğde'de doğmuştur. Ermeni asıllıdır. İlk mesleği demiryolu gardöftenliğidir. Otuz yaşına kadar bu meslekte çalıştıktan sonda İstanbul'a gelerek Beyazıt'ta Çadırcılar içinde marangozluğa başlamıştır. Yine Beyazıt'ta dükkanı bulunan Lütiye Aziz Mehmet Ef 'den Lütiyeliği öğrenmiş ve başta Ud olmak üzere Kemence, Santur ve Keman da yapmıştır. İstanbul’da Kadıköyü'nde ölmüştür. 

 

İzmitli (1870? - ? )

 

"Küçük İzmitli" diye anılan bu Lütiye Rum asıllı olup asıl adı bilinmediği gibi kesin doğum, ölüm tarihleri ve yeri dahi bilinmemektedir. Elde mevcut 8 kemençeden onun en iyi bir kemence Lütiyesi olduğu kabul edilmektedir. Zamanımızın ünlü Lütiyesi Haldun Menemencioğlu (1912-1972) onun kemence ölçülerini diğer bir kemence ustası olan Baron'un yapıları ile mukayeseli olarak şöyle tespit etmiştir: 

 

 

 Baron İzmitli
Boy410410
En145250
Sap kalınlığı3127
Tekne derinliği3527
Göğüs delikleriBüyükçe Daha küçük
Yapı Kaba ve ihmalkarİtinalı ve zarif
Kapak kalınlığı 6-75-6
Kapak vaziyeti Düze yakın Hafif bombeli

 

Günümüze kalan "İzmitli" Kemençeleri sahipleri

 

1 Ruşen Ferit Kam

1 Ekrem Erdoğru

1 Kamuran Erdoğru

1 Nihat Doğu

1 Kemal Niyazi Seyhun veresesi

1 Turgut Alporal1  ihsan Özgen

1 Etem Ruhi Üngör

 

 

Kapudağlı İlya (Kanakis) (1870-1930)

Bandırma'ya bağlı Kapudağ'da doğmuştur. Rum asılıdır. Önce Mandolin ve Gitar yaparak başlamış ve sonra 25 yaşlarında İstanbul'a gelerek Kapalıçarşı'da dükkan açmış ve o zamanın en yaygın çalgısı olan Ud yapımına başlamıştır ayrıca Lavta da yapmıştır. Beyaz zemin üzerine baskılı, fotoğraflı etiket kullanmıştır. Etiketlerine opus numarası da yazmıştır. 1930'da Selanik'te ölmüştür.

Ud etiketi: Düyünumumiye karşısında Çiftesaraylar karşısında No. 55 (UdNo. 718)1912

 

Mehmet Usta (1870? - ? )

 

Kastamonu'da doğmuştur. Kesin olarak doğum ve ölüm tarihleri de bilinmiyor. Çevresinde marangozluk işleriyle uğraşmakta iken bir tesadüfle eline geçen piyano imal katalogu ilgisini çekmiştir. Yabancı dildeki açıklama bölümlerim Türkçe'ye çevirterek Piyanoyu imale karar verir, yılmadan bıkmadan çalışır ve başarır. Devir II. Abdülhamid devri (1876-1909)'dir. 

Kastamonu'da zamanın vahşi Enis (veya Esat) Paşa durumu Saraya bildirir. Sanatkar padişah bu sanat olayıyla hayli ilgilenir Mehmet Usta'yı ailesi ve Piyanosu ile birlikte Saraya aldırır. Mehmet usta Yıldız Sarayındaki atölyesinde çalışmalarına başlar. Zamanla bir kaç Piyano yapar. Sonradan sedefli ve fildişi süslemeli piyanolar da yapar. Bunlardan biri o sıralarda İstanbul'a davetli olarak gelen Alman imparatoru n. Wühelm'e hediye edilir. Sultan Abdülhamid'in tahttan indirilişinden sonda "Piyanocu Mehmet Usta" memleketi olan Kastamonu'ya dönmek zorunda kalıyor. Son zamanlarında Kastamonu Sanat Mektebi’nde atölye şefi olarak görev yapmıştır. Böylece anlaşılıyor ki ilk Türk yapımı Piyano Ankara'da değil Kastamonu’da yapılmıştır.

 

Nihad İhvan (1870? -?)

 

Şamlın Osmanlı imparatorluğuna bağlı olduğu yıllarda ud yapımcılarının bir hayli fazla olduğu bu şehrimizde en ünlü Lütiyelerden biri. Udlarına opus numarası koymuştur. Göğüs kafesi fildişi oymalı 6 köşeli çiçek desenli yıldız, orta yerinde: "Nihad ihvan, 19011881" yazılıdır.

Aynı tip iki Ud'dan biri Şerif Muhiddin Targanlda diğeri E. R. Üngör’de (116 opus numaralı)dır.

 Ud etiketi: Nihad İhvan Damas, -31 temmuz 1901 No. 116 (Fotoğraflı) 

Kosti Karagöz (1870? -?)

Ud etiketi: Uzunçarşı basında Mercan Karakolu karşısı,1901

Kirkor Kahyayan (1875-1933)

İstanbul'da dünyaya gelmiştir. Ermeni asıllıdır. Babasının mesleği olan doğramacılıkla işe başladıktan sonra Ud yapımına başlamıştır, İstanbul Mercan Çakmakçılarbaşı'ndaki dükkanında Ud yapımını sürdürmüştür. Yetiştirdiği Lütiyelerden en ünlüleri Onnik Garipyan (Küçüküner) ve Levon Boğosyan Gözenoğlu'dur. K.Kahyayan Üsküdar Fıstıkağacıında otururdu. Jirayir adında bir oğlu ve Efil adlı bir kızı vardır.

  

Vasil (1875-1915)

 İstanbul'da doğmuştur. Rum asıllıdır. Ustası Baron'dur. Ud, Lavta, Kemence ve Tanbur yapmıştır. Özellikle Tanburlan çok değer kazanmıştır. Beyaz zemin üzerine baskılı etiket kullanmıştır. İstanbul'da ölmüştür. 

Hasköylü (Mıgırdıç) (1875? - ?)

 İstanbul'da Hasköy'de doğmuştur. Ermeni asıllı Kanun ve Ud yapıcısıdır. Özellikle Kanunları ile ünlüdür. Bazı Kanunlarına işaret olarak burgu tahtasının en üst kısmına Ermenice harflerle gömme olarak "Mıgırdıç" yazışı koymuş ise de bazı kanunlarına (muhtemelen daha eski yapılara) bu işaret yazışım koymamıştır. Ud etiketi: Mıgırdıç Hasköylü Uzunçarşıbaşı, 1905

Ud etiketi: Mıgırdıçtan inşa olunmuştur. Uzunçarşıbaşında No 1907 (Altta Ermenice yazı)

 

Zeron Çakıcıyan (1875? - ?)

 

Biyografisi bilinmiyor. Kemence sanatkarı Kamuran Erdoğru'da bulunan bir kemençede 1905 tarihi ve bu isim yazılıdır.

 

Selim Kutmanı (1876-1942)

Türk musikisi nota yayıncılığında en önde gelen Kutmani kardeşlerin Selim, Tevfik, İskender'in en büyüğü olup diğer kardeşlerden önce İstanbul Beyazıfa gelip Maliye karşısı no. 139 dükkanda nota yayınına başlamış ve bu arada da başta Ud olmak üzere çeşitli çalgılar imal ettirip firma etiketi ile satışa sürmüştür. 

Garabet MIkailyan (1876? - ?)

 Ud etiketi: Garabet Mikailyan Mayıs 1906 

Tevf'ık Kutmam (1880? - ?) 

Şamlı Kutmani kardeşlerin ortancası olan Tevfik Kutmani de Beyazıt Vezneciler No. 51'de "Alatı Musikiye Magazası" adlı işyerinde nota yayınları ile birlikte firma etiketi ile başta Ud ve diğer Türk Musikisi çalgıları -imal ettirerek satış yapmıştır. Ud etiketi: Udçu Tevfik Beyazıt Sultanhamam Sokak No. 2 1320 (1902/1903) 

Arsak Çömlekçiyan (1880-1930)

 İstanbul'da doğmuştur. Ermeni asıllıdır. Udi olup ünlü Kemani Nubar Tekyay'ın babasıdır. Beyazıt Mercan Uzunçarşıbaşı'nda Caferiye hanındaki işyerinde nota yayıncılığma başlangıç tarihi kesin olarak bilinmiyor. Ancak yayınladığı 13 adet fasıl fasikülündeki 9 numaralı Suzinak faslında bulunan 1922 tarihi nazara almdığında yayın başlangıcının 191 Otlara kadar uzandığı tahmin edilebilir.Çömlekçiyan nota yayıncılığı ile birlikte Ud imal ettirerek firması adına satış da yapmıştır. İstanbulda ölmüştür.

 Tahminen yüzyılımızın başlarında yaşamış Ud yapımcılarının, günümüz Lütiyelerinden Teoman Kaya tarafından tesbit edilmiş olan tarihsiz Ud etiketleri kayıtları.

Konyalı Viçen,Kadıköy

Veznedlerde Meşher-i Musiki Udi Sami ve Şerİki Alet Edevat Musiki Magazası Leonidas Yorgo Slancatis: Darüs-saade Nişancada Kumrulu Mescit No. 19 İst.

Topkapılı Kostantin

S. Hristides ve T. Trupenyan Babıali No. 80Selahattin Usta Ayasofya No. 57 İst.

Muhammed Memduh Kocamustafa paşa No. 336 İst.

Udi Manolzade Leon İncesaz imalathanesi Hemevi al atı musikiye ve fürühat tamir olunur.

Şehzadebaşı VeznedlerUdcu Artin Hatun Selamet Pasajı No. 10 Bodrum kat Osmanbey İst.

Muhammet HalilMuhammet (Selanik'te yapılmıştır.)Genç Hammas Esbep Agopyan TokatH. Ohanyan, Çarşıkapı Işıklı Han kat 2 İst

İhvan Nihat, Şam 1900Selim Hubbi, Şam 1900Anton Tabbah, Halep 1901

Garabet Bedrosyan, Şam 1902

Zeynel Abidin Cümbüş (1881-1947)

 

 

Üsküp'te doğmuştur, ilk mektebi Üsküp'te okuduktan sonda Askeri Rüştiyeyi

bitirmiştir. Tophane fabrikalarında uzun zaman ustalık etmiş daha sonra izmir'de Beyler sokağında dükkan açarak çalgı imaline başlamıştır.İşini İstanbul'a naklettikten sonra Ud benzeri ve alüminyum gövdeli "Cümbüş" adım verdiği çalgıyı imal etmiştir (1929). Madeni ve gür sesli bu çalgı Türk musikisinin diğer çalgıları ile ses uyumu sağlayamadığından sanat çevrelerinde tutulmamasına rağmen piyasa musikisinde özellikle sahne ve gazinolarda çok yayılmış ve tutulmuştur. İlk yapım Cümbüşlerden birini Atatürk'e, birini de İran Şahı Rıza Pehlevi'ye hediye etmiştir. Cümbüş ile katıldığı Prag ve Kahire sergilerinde ödül kazanmıştır. Bu icadını Cumhurbaşkanlığı Musiki Heyeti Şefliğine de bildirmiştir. Heyetin şefi Zeki Bey (Üngör)'in verdiği rapor musiki tarihimiz bakımından son derece ilginçtir. Yıllarca Türk musikisi hakkında olumsuz girişim de bulunan Zeki beyin sanat anlayışını bu rapor çok açık ortaya koymaktadır:

 

"Riyaseti Cumhur Musiki Heyeti Şefliği

 

Memleketimizde senelerce devam eden sa'yü gayretile maruf musiki san'atkarlarmızdan Zeynel Abidin Beyin bu defa alemi medeniyetle vücude getirmiş olduğu yeni ve (Cünbüş musiki aleti) namındaki aletin üzerinde sapları değiştirilmek suretiyle garp musikisi aleti olan kitare, mandolin ve banco hakiki saddlarma faik olarak vazife ifa ettiği bit'tetkik anlaşılmıştır. Şark musikisine ait ut, tanbur ve coşkun gib aletlerin keza saplar değiştirilmek suretiyle bir gövde üzerinde umum sazlarm kendilerine mahsus sodalarım bu fenni alet daha müsait suretle inkıtasız ahenktar olarak işittirmektedir. Şayanı takdir ve tebrik olarak bu sanatkar TÜRK üstadımızın yapmış olduğu kemanları da Avrupa kemanlarına müsavi derecede olup usanmaz mesaisiyle istikbalde daha fevkaladelerini vücude getirmek kudretinde olduğu bu kemanınnda ince muayenelerden geçirilmek suretile anlaşıldığım mübeyyin rapordur. 27/1/1930, RM H., Şef,ZEKi"

 

Firma sonradan Cümbüş tanbur ve Cümbüş yaylı tanbur da yapmıştır. Zeynel Abidin Cümbüş'ün bugün hayatta olmayan Fethi (1906) ve Cemal (1912) adlı iki oğlu olmuştur. Kurduğu firma bugün İstanbul Atatürk Bulvarı'nda torunu Naci Cümbüş tarafından devam ettirilmektedir.

 

Hamza (1884-1915)

 

Hamza usta Kütahya Tavşanlı'da doğmuştur. Bağlama ustası olan babası Ali ustadan bağlama tipi çalgıları yapmayı öğrenmiş ve babasının ölümünden sonra istanbul'a gelerek zamanın ünlü ud ustası Manol ile tanışmış ve ondan da ud yapımını öğrenerek Çemberlitaş civarında açtığı dükkanında ud yapımına başlamıştır. Beğenilen udlarında Manol yapımı etkileri görülmüştür, İstanbul'da vefat etmiştir.

 

Ud etiketi: Mekteb-i Sanayi mezunu Hamza usta, 1926, İstanbul

Arsak Köseyan (1884? - ?)

Ud etiketi: Arsak Köseyan Uzunçarşıbaşında No. 400,1915 

Serezli Galip (1884? - ?)

Ud etiketi: Serezli Galip Selanikte Sırrıpaşa Cd. Hacı sokak, 1331 

Karabet Kasnbittazoğlu(1881?-?) 

Ud etiketi: Karabet Kasrıbittazoğlu 2 Mayıs 1330

Murat (Sümbül) Usta (1884-1960) 

Kadıköyü'nde meşhur Murat usta Üsküdar' da dünyaya gelmiştir. Ustası, Manol'un kalfası Üsküdarlı Mustafa ustadır. Ud yapmakla mesleğe başlayan Murat usta pek çok çeşitli çalgılar yapmıştır. Bunlardan Tanbur, Lavta, Keman, Kemence, Viyola, Çello, Viyolonsel ve hatta Mandolin sayılabilir. H. Sadettin Arel'in tasarımladığı (dizayn ettiği) “Kemence Beşlemesi" ni de Murat usta yapmıştır. (Bkz.: H. S. Arelli Kemence Beşlemesi". Musiki Mecmuası, No. 6, Ağ. 1948) İstanbul'da vefat etmiştir.

 

Ud etiketleri:

 

1- Mehmet Murat Sümbüloğlu Altıyol Tramvay durağı Kadıköy (El yazısı ile)

2- Kadıköyünde Altıyol ağzında çalgıcı Murat ustanın imalidir. 2/1/1932 (Diğer çalgılarınada kurşun kalemle el yazısı büyük harfle M harfi yazmıştır.)

Üsküdarlı Mustafa (1885-1935) 

İzmir'de dünyaya gelmiştir. Yirmi yaşlarında İstanbul’a gelerek Manol'un yanına çırak girmiştir. Daha sonra Beyazıt Mercan Uzunçarşıbaşı'nda açtığı dükkanda başta Ud olmak üzere Tanbur ve Lavta da yapmış ise de Udları ile ün kazanmıştır.

 

Ud etiketi: Üsküdarlı Mustafa Usta tarafından Darüssaadet İstanbul Uzunçarşıbaşında Hicri 1321

İskender Kutmani (1886-?) 

Şamlı Kutmani kardeşlerin ortancası olan iskender, ağabeyi Selim’den sonra o da, istanbul'a gelerek Beyazıt'ta açtığı bir dükkanda Üniversite cd. No. 18 (Eski adres: Maliye karşısı No.18) önce nota yayımına ve onunla birlikte de Türk musikisi çalgı aletlerinden başlıca Ud olmak üzere yaptırıp satmaya başlamıştır. Vefatından sonra, birlikte çalıştığı oğlu Ferit fırmayı 1960 lı yılların sonuna kadar aynı yerde devam ettirmiştir.

 

Onnik Zaduryan (1888-1968)

 

Eskişehir’de doğmuştur. Ermeni asıllı nota yayıncısıdır. Camcılık da yaptığı için "Camcı Onnik" diye anılırdı. Beyazıt Maliye karşısı No. 22 adresinde "İstikamet Musiki Mağazası" adıyla açtığı işyerinde 1924 yılından itibaren nota yayıncılığına başlamış ve daha sonra da fırma adına Ud yaptırarak satışa sunmuştur. İstanbul'da ölmüştür.

 

Ud etiketi: Onnik Zadurian (Alat-ı Musikiye Tamirat Mağazası) Beyazıt Maliye karşısında No. (137) 22 (fotoğraflı)

 

  

Galip Sözen (1890? - ?) 

Ud ve tanbur yapımcısı Her ne kadar "Ankaralı Galip usta" diye andırsa da doğum yeri Üsküdarldır 

Cevdet Kozanoğlu (1896-1986) 

İstanbul Kasımpaşa'da doğmuştur. Henüz 11-12 yaşlarrnda iken liKasımpaşa Kulaksız Musiki Mektebi"nde Santuri Ziya Beyiden aldığı musiki derslerindeki gösterdiği başarı üzerine onu ud hocası Ali Selahi beye devretmiş ve 'böylece Ud öğrenmiştir. Askerliğini ı. Dünya Savaşı sırasında (1915) "Salıra Topçu Mektebi"nde marangoz ustabaşısı olarak yaptıktan sonra çalgı yapımına başlamıştır. Ud, Tanbur, Kemencçe yapmıştır. Çeşitli lokal ve gazinolarda udi olarak çalıştıktan sonra ilk açılan ist. Büyük Postahane üzerindeki Radyo da (1926) daha sonra da Ankara Radyosu'nda uzun yıllar (1938-1954) udi ve yönetici olarak çalışmıştır. Ud yapımında yenilik olarak sırtları bombesiz, düz udlar yapmış ise de yaygınlık bulmamıştır. (Daha fazla bilgi için Bkz.: Cevdet Kozanoğlu, liRadyo Hatıralarım" Basıma Haz.: Dr. M. Nazmi Özalp)

 

Levon Boğosyan Gözenoğlu (1900-1979)

Diyarbakır'da doğmuştur. Ermeni asıllıdır. Ud ve keman yapmıştır. Dükkanı, Beyazıt Uzunçarşı cd. No.20. Lütiyeliği; babalığı Kirkor Kahya'dan öğrenmiştir. 

Onnlk Garifyan (Küçüküner) (1900-?)

Selanik'te doğmuştur. Ermeni asıllıdır. Önce ağabeyi Mıgırdıç'tan ud yapmayı öğrenmiş sonradan lütiyeliği Kirkor Kahya'dan öğrenmiştir. Beyazıt Mercan cd. Caferiye handaki

atölyesinde Ud, Tanbur, Kanunldan başka Keman, Gitar, Banço vs. gibi çalgılar da yapmıştır. Özellikle ud, tanbur ve kanunları çok değerli addedilmektedir. İstanbul'da ölmüştür.

Bahriyeli Hacı Bey (1900?-?)

 Ud etiketi: Balıriyeli Hacı Bey, 1926 

Haçik Aramyan (1900?-?)

 Ud etiketi: Haçik Aramyan Çarşıkapı Beyazıt cd. No. 103 İstanbul, 1927 

Udçu Rıza (1900?-?) 

Ud etiketi: Udçu Rıza mamulatı Aksaray Sineklibakkal şok. 8. 8.1926 

Mustafa Sazer (1903 ?-1981) 

Çanakkale Karabiga'da doğmuştur. Kayseri, Bursa gibi yerlerde bulunduktan sonra son olarak İzmit'te çalışmakta idi, Saime hanımla evliliğinden Sedat, Selma, Berna adalarında 4 evladı olmuştur. Kemence, Tambur ve Ud yapıcısı idi.

Ömer Özruna (1901-1977)

Rumeli'de Serez yakınlarındaki Demirlihisar'da doğmuştur. İstanbul'a geldikten sonra henüz çocuk yaşta iken, kendisinden 7 yaş büyük olan kayınbiraderi Rüştü (1894-1957) beyin çırak olarak çalıştığı Sahpazan'ndaki atölyeye o da çırak olarak girmiştir.. Atölye sahiplerinden Mehmet beyin 1916'da ve Hacı Aziz beyin de 1922'de vefatlarından sonda Beyazıt, Mercan Uzunçarşıbaşı no. 79'da eniştesi Rüştü bey ile birlikte nefesli çalgılar yapım ve tamir atölyesi kurmuşlardır. Burada her türlü bando aletleri imali, bakım ve tamirleri yanında perdesiz izci boruları tipinde çalgılar da imal etmişlerdir. Ömer Özruna, Rüştü beyin vefatından sonra da uzun müddet vefatına kadar bu dükkanda hem tamir işleri yapmış hem de bazı ithal çalgılar satışları yapmıştır.; Bu firmadan yetişenlerden Balkan göçmenlerinden Enver ve Zeki ustalar: Nuru Osmaniye Çarşıkapı cd. No. 15 dükkanda 1965-1989 yılları arasında hem nefesli sazlar tamiratı ve hem de ithal çalgı satışları yapmışlardır. Ömer Özruna İstanbul'da vefat etmiştir.

 

Firma:Ömer-Rüştü Özruna Uzunçarşıbaşı cd. No. 79 Mercan, Beyazıt

 

Mikail / Mike Zilciyan (1906-1978)

 

 

İstanbul'da doğmuştur. Ermeni asıllıdır. Dedesi Kerope tarafından Samatya'da kurulan atölyede zilciliği devam ettirmiş ve yaptığı ziller dünya çapında ün kazanmıştır. Bekar ve çocuksuz olarak İstanbul'da ölmüştür. M. Zilciyan'ın ölümün den sonda kalan aile effadı da Amerikaya göçtüğünden şimdi bu aile den kimse kalmamıştır. Etem Ruhi Üngör'ün Koleksiyonunda bulunan 30 cm. ve 50 cm. çaplı 2 adet zilin üzerlerinde gömme damga ile şu ibareler yer almaktadır: 1 cm. kadar büyüklükte bir ay-yıldız ve etrafım çevreler şekilde "Made in Turkey" yazısı, onun altında K. Zildjian ve onun da altında ZiLDİJAN bulunmaktadır. (daha geniş bilgi için Bkz. :)

 

1- Fuat Duyar, "Dünyaya ihraç Ettiğimiz Bir Meta: Bando Zili" Cumhuriyet (?), 5. 8.1953 2- Nuri Sami Koral, "Memleketimizin Dünyaca Şöhreti Olan Çalgısı: Zil, Havadis, 4.9.1960 3- Nuri Sami Koral "Çalparalarımız" Musiki Mecmuası, no. 188, Ek, 1963

4- Ergun Çağatay, "Dünyanın En Ünlü Zilleri İstanbul'da Yapılıp ihraç Ediliyor" Cumhuriyet, (21. 4.1976)

Ömer Uysal (1909 - ?)

Kastamonu Cide'de doğmuştur. İstanbul Tahtakale'de ağaç tornacılık yapmakta iken 1949 yılından itibaren zuma ve kaval imaline başlamış ve kendisi ile işyerinde görüştüğüm 10. 7.1967 tarihine kadar 40 yıl içinde 70 bin kaval, 50 bin Zurna yaptığım beyan etmiştir. Çalmayı ve yapmayı kendi kendine öğrenmiştir. İstanbul'da vefat etmiştir.

 

Hadi Eroğluer (1910 -1990)

 

İstanbul'da doğmuştur. Küçük yaşta Hamza ustanın yanına çırak olarak girmiş, lütiyeliği ustasından öğrenmiş ve Aksaray'da açtığı dükkanında da yanına aldığı oğlu Engin'i yetiştirmiştir. Daha sonra dükkanım Cerrahpaşa'ya nakletmiş ve o dükkanda çalıştığı sıralarda vefat etmiştir. Dükkanı on yıldan beri oğlu devam ettirmektedir. Başlıca ud olmak üzere, tanbur, kanun, kemence vs. yapmıştır. Firma: Hadi Engin Eroğluer Cerrahpaşa cd. Nakşi Sokak No. 23 Aksaray-İstanbul Tel: (0212) 589 19 39 – 586 19 54

 

Kumkapılı Ziya Usta (1910? - ?)

 

Tanbur ve Ud yapmakla tanınmıştır.

 

 

Agah İdem (1910? - ?)

Kumkapı Nişanca Türkeli cd. Turakeş Sokak No. 2-1 dükkanında Vd ve Tanbur yapımı ile tanınmıştır. Firma: Kumkapı Nişanca Türkeli Cad. Turakeş Sokak No. 2-1 İSTANBUL

  

Süleyman Suat Sezgin (1910-?)  

Akşehir'de doğmuştur. Eskişehir" e yerleşerek 18 yaşında ud çalmaya başlamış ve 1950 yılında Mersinli Kemal ustadan çalgı yapımcılığım öğrenmiştir.Bağlama ve mandolin tipi çalgılar yapmıştır. Daha sonra; "Ahenk" adım verdiği Cümbüş tipi (fakat ağaçtan) çalgılar da yapmış ise de bu çalgılar yaygınlık bulmamıştır. Ahenk çalgısının tanıtımı hakkında Darülelhan' a yazdığı yazıya aldığı cevapta belirtilen birkaç husus dikkat çekicidir. Darülelhan Müdürlüğü "AHENK" tarafımızdan tetkik edilerek alaturkada bütün makamatı muhtevi ve kullanmağa elverişli olduğu anlaşılmıştır. Genç ve kudretli sanatkarlarımızdan Süleyman Suad bey tarafından icad edilen bu yeni musiki alatı mevcut çalgıların en ahenklisi ve en çok duygu ve ihtizaz yaratanıdır. En tatlı ve en çok kalbe dokunan seslerin ağaçtan mamul musiki alatlarında oldugunu göz önünde bulunduran san'atkar Ahengi ağaçtan yapmış olmakla beraber vücuda getirdiği yenilikler ve hususiyetler sayesinde bu zarif alette bir de çok müessir madeni ses çıldırmağa muvaffak olmuştur. Daha ilk yapılarım gördüğümüz bu çalgının atide büyük mevki si olacağım beyan eder ve bu muvaffakiyetinden dolayı genç sanlatkarı tebrik ederim. 141121 932 Darülelhan Müdür ve Müessisi Halim HİLMi

 

Mithat Arman (1910 -1987)

Selanik'te doğmuştur. 5 yaşında iken ailece Samsun'a göç etmiştir. Babası Osmanlı ordusu paşalarmdandır. Küçük yaşlarda keman çalmaya heves etmiş ve keman öğrendikten sonra da keman yapımma yönelerek onda da başarılı olmuş ve Samsun' da bir atölye açmıştır. 1936 yılında Ankara'da açılan "Cumhuriyet S ergisi" ne yaptığı kemanlarla katılarak büyük ilgi toplamıştır. Hatta eserleriyle Atatürk'ün de dikkatim çekerek bir madalya ile ödüllendirilmiştir. Aynı yıl Ankara Devlet Konservatuarılnda Alınan Lütiye Heinz Sohafrat yönetiminde kurulan çalgı yapım atölyesine asistan olarak kabul edilmiş ve bu hoca yaranda 3 yıl çalıştıktan sonra 2. Dünya Savaşı'nın başlaması üzerine hocanın Almanya'ya dönüşünden sonra aynı atölyenin şefi olmuştur. Daha sonra aynı atölye konservatuarın yapım bölümü haline getirilmiştir. Bu bölümün ilk mezunlarından olan Bahri Yakut ve İbrahim Sakarya M. Arman' m yanında asistan olmuşlardır. Bir çok lütiye yetiştiren M. Arman'ın, bugün İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuarı Enstrüman Yapım Bölümü Başkanı lütiye Cafer Açın da öğrencisidir. Nevmiye hanımla evlenen Arman'ın Şimşek adlı bir oğlu ve Yıldız adlı bir kızı vardır. Ankara'da vefat etmiş ve Samsun'da toprağa verilmiştir. 

Sadık Büyükçağlar (1911-1992)  

Kırım'da doğmuştur. 9 yaşında iken ailece Türkiye'ye göç etmiştir. Henüz 13 yaşlarında iken İstanbul'daki zamanın çalgı yapım ustalarından lütiyeliği öğrenmeye başlamıştır. Ayrıca bu yıllarda bazı musiki cemiyetlerine devam etmiştir. 1939 yılından 1980 yılma kadar ut, cümbüş, bağlama tipi çalgılar, mandolin ve darbuka ile çeşitli çalgıların muhafaza kabı, tel ve akort vidası gibi eksesuarlar ile plastik flüt de imal etmiştir. Ayrıca yurt içinde imal edilmeyen çeşitli çalgıların ithalini de yapmıştır.Ud ve cümbüş çalmıştır. İstanbul'da vefat etmiştir.

Dikran Nişan (1911-1999) 

Diyarbakır Egil kazasında doğmuştur. Ermeni asıllıdır. Henüz 12 yaşlarında iken Diyarbakırlı Maybali adında bir Ermeni ustadan ağaç torna da zuma, çeşitli kavallar, dilli düdük, dilsiz düdük (çığırtma), mey yapımım öğrenmeye başlamış ve sonradan ustalaşmıştır. Yaptığı çalgıları motorsuz "Çırık" denen el tornası ile yapar. Kendisi ile konuştuğum 1968 yılında, o zamana kadar 40 bin kadar çalgı yaptığım söylemiştir. Yaşlılık nedeniyle 1973 yılında çalışmayı bırakarak İstanbul'daki Surphaç Ermeni Lisesi müdürü oğlu Hayik Nişan'ın yanına dönmüştür. 

Prof. Emin Cenkmen (1911-1993) 

İstanbul'da Kadıköyü'nde doğdu. Kadıköy İtalyan Lisesi'ni bitirdi. 1934 yılında Fazilet Cenkmen ile evlendi ve Atilla (1934) adında bir oğlu oldu. Esinden ayrıldıktan sonra 1940 yılında Roma'ya müzik tahsiline gidip orada iki yıllık eğitimden sonra oradan Paris'e giderek Schola Cantorum'un şan bölümÜnden müzik profesörü olarak mezun oldu (1948) Paris'te bir müddet şan hocalığı yapmış ve İsviçre'li Cecile hanımla evlendikten sonra İstanbula döndü. Bu ikinci evliliğinden de Metin (1957) adında bir oğlu oldu. 1947-1948 yılları arasmda, 15 günde bir yayınlanan "Musiki Ansiklopedisi" adında bir dergiyi 22 sayı yayınladı. Bu arada yurt dışından nefesli saz ithalatçılığı yaptı ve o sıralar ithal kısıtlaması karşısında 1952 yılında İtalya'dan bir usta getirterek "Sol ve si bemol klarnet" imaline başladı. Bu imalatı 1987 yılma kadar devam etti. Yılda 200-250 kadar klarnet imal etmiştir. 1944-1949 yılları arasında İstanbul'daki çeşitli gazetelerde müzik makaleleri yayınlamıştır. 1945 mayısında İst. Şehir Tiyatrosu Dram bölümünde "Köroglu" Operası 1946'da Ses Opereti'nde "Adalı Kız" ve"Yosma" operetleri temsil edilmiştir. Bazı tiyatro temsillerinde de rol almıştır. 1947 yılında "Osmanlı Sarayı ve Kıyafetleri" isimli bir kitabı yayınlanmıştır. Piyano, gitar ve Ud çalardı. İstanbul' da vefat etmiştir. 

Haldun Menemencioğlu (1912 -1972)

Üsküdar'da doğmuş ve gençliği Kadıköy Acıbadem'de geçmiştir. Hocasız olarak 7 yaşında keman çalmakla musikiye başlamış ve 13-14 yıl keman çaldıktan sonra bir gün Kemal Niyazi Seyhun'u dinledikten sonra kemençeye heves ederek yine hocasız olarak vefatından bir yıl öncesine kadar kemence çalmıştır. Yüksek Ticaret Mektebi'nden mezun olduktan sonra 14 yıl bankacılık ve sonra da özel muhasebecilik yapmıştır. 1937 yılında Ankara Radyosu'na girip burada iki yıldan fazla kemence sanatkarı olarak çalışmıştır. İstanbul Radyosu'nda Haluk Recai adı ile (1950-1972) arasında çalışarak emekli olmuştur. Kemence icrakarlığı yarımda bestekarlıkla ve lütiyelikle de uğraşmış kemence ve tanbur yapımında ün kazanmıştır. İstanbul'da vefat etmiştir.